‘normal’ yazisi için etiketler

Bu kez insan değil, bu başka

Bu kez saçlarımın arasında dünyaya merhaba diyen sivilcelerin sebebi bir insan değil. Devamını oku

Yazı yazmak, kimlik ve candaki huy üzerine bir yazı

Uzun zamandır yazmayı düşünüyorum. Yolda aklıma bir şeyler geliyor, bu gelen şeyleri başka öğelerle birleştirip yeni şeyler üretiyorum ve hepsini yazmak istiyorum. Ancak eve geldiğimde hep yorgun olduğum için her seferinde yazma işini esgeçip daha zahmetsiz işler yapmaya koyuluyorum.

Bu cumartesi akşamında oturup yazmanın iyi olacağına karar verip parmaklarımı klavye ile sevişmesine izin veriyorum.

Bir çok konu var aklımda aslında. Bir sürü insan, bir çok olay var. Galiba hepsinden bahsedeceğim veya bir kaç parçaya bölerek “yazılar” yazacağım. Devamını oku

Yok başlık filan!

Evet ben bu sayfadan ayrı kalalı çok uzun zaman oldu. eksikliğim hissedildi mi yada ne bileyim birileri yazayım diye beklediğimi bilmiyorum. Esasında o kadar önemli değil. Ben twitter olayına girdiğimden beri zaten yazma eyleminden oldukça uzaklaştığımın farkındayım. Niye diye soracak olursanız o kadar kaliteli insanların arasında benim kalem oynatmaya hakkım olmadığını düşündüm. Geçelim.

Uzun zamandır yazmadıysam zannetmeyin ki hiç bir şey karalamadım. Çok şey yazdım çizdim ama kimselere diyemedim esasında. Çünkü yazdıklarım yenilir yutulur cinsten değildi. Ne bir hayvan kaldı etrafımda ne de insan. O kadar yani. Haklı haksız bakmadım vurdum kırbacı. Bunları çok yadırgamıyorum çünkü alışkınım. Normal insan ilişkilerim filan olsaydı zaten herkes gibi bir insan olurdum lay lay lom geçinir giderdik. Ne yapalım bende akıl almaz, sosyal manyak, bu durumdan çokça paranoyak bir adamım işte.

Biraz ters bir adamım ben, anlaşılması zor, geçimsiz. Bir adamı sevmediysem, içim gülmüyorsa ona, yüzümde gülmüyor. Gözden çıkardıysam tekrar alıp yerine koyamıyorum. Aynı ortamda kalmaya bile tahammül edemiyorum. Onunla aynı ortamda olan insanlara içten içe acıyorum.

Üzgünüm ama ben sizin gibi olamıyorum ya. Kusura bakmayın size bile kızıyorum sırf bu yüzden.  Herkesle aram iyi olsun diye bir anlayışı kabul edemiyorum, elimde değil. Olmayacaksa olmasın. Gözümün içine baka baka yalan söyleyip, türlü türlü dolaplar çevirip kendine yer yapacaksın, sonra da benden sana aynı şekilde davranmamı bekleyeceksin. Yok canım bekleme zaten hiç niyetim yok. Benim olduğum yerde seni etrafımda görmemek yeter bana.

Neyse ne dediğimi kendim bile bilmiyorum. Zaten yazılmak istenen şeyi en sona yazmışım okuyunca anladım. Sinirlendim yine gidip yatıyorum. Fikrim değişirse belki o yazdıklarımı da paylaşabilirim sizinle.

Her seferinde yanmayı seçen adam

Bir sürü “problem” yaşarsınız. Kimi büyük, kimi küçük. Kimi tek başınıza, kimini arkadaşlarınızla, kimini sadece tek bir kişiyle.

Tüm bu problemlerin çeşitli kaynakları olabilir tabi ki. Aynı zamanda da hepsinin iyi veya kötü bir çözümü olduğuna hemfikiriz sanıyorum.

Benzer şekilde sağdaki soldaki arkadaşlarınızla olan problemlerinizi kolayca çözmeniz veya çözmeyip direk unutmanız ne kadar mümkün ve kolaysa, o “tek” kişiyle olan hadiseleri çözüme kavuşturmakta aynı derece karmaşık ve çetrefilli bir iştir. Devamını oku

Aklımdan Geçen

20 yıl…

Tam yirmi yıl oldu ben gözlerimi dünyaya açalı…Şimdi biri çıkıp dese ne bu 20 aşağı 20 yukarı, çok mu yaşadın.. Haklıdır..
Hiç birinizin dedesinden, babasından, hatta belki bu yazıyı okuyacak olanların kendinden bile çok yaşamadım hayatı. Ömrün uzun mu kısa mı olduğu tartışılır tabi. Dünyaya gözünü açamadan veda eden anne güzellerinin ömrünü düşünürsek, çok bile sayarım 20 yılı.
Devamını oku

KÜTÜPHANE OKUYUCULARI

Eğer şimdiye kadar kütüphanelerin sessiz, sakin ve monoton olduğunu düşünüyorsanız bu fikrinizden hemen vazgeçin. Zira asla hiçbir gün diğerini tutmuyor. Bunun en önemli göstergesiyse okuyucular. Nedense düzenli gelen okuyucuların neredeyse hiç biri, bende dâhil, normal değil.
Örneğin;
- Sadece 17 yaşındaki kızına koca, kendine sevgili bulmak için gelen 45’lik Cevriye Hanım.
- Yanıp yanıp sönen Türk bayrağı broşlu, rengi solmuş Atatürk kolyeli, yalnızca “Osman Aysu” okuyan, herkesle ukala ukala konuşan 65’lik Şükriye Hanım.
- Konularına göre ayrılmış atasözleri kitabı hazırlamak isteyen teknik lise öğrencisi milliyetçi Fatih.
- Kitabın hangi sayfasından hangi çeşit çekirdek kabuğu çıktığını bile not ederek getiren 35’lik Kemal Bey.
- Sadece seri kitapları okuyan 9 yaşındaki süper zekâ Mustafa
- Çocuğunda gözlemlediği her tuhaf hareket için kütüphaneye koşan 28 yaşındaki Zeliha Hanım ve onun ultra ince sesli 32 yaşındaki kocası Mehmet Bey.
- Aldığı kitapları unutup “ Niye alanlar getirmiyor?” diye sinirlenip “O kitaplar sizde ve hala getirmemişsiniz.” deyince de zeytinyağı gibi üste çıkan lise 2 öğrencisi Zehra.

Ve daha anlatamadığım nicesi…
Aslında kütüphanelerde eğlenmemek içten bile değil. Salt okuyucularla meşgul olun yeter.
Bir gün yeteri kadar malzeme topladığıma kanaat getirdiğimde onlar hakkında eğlenceli öyküler yazmak isterim.

Mum Kokusu

Çok fazla konuşmuyoruz. Çok fazla görüşmüyoruz da. Neden diye sorabilirsin bana. Soruyorsun da zaten.
Kendimce sebebini söyleyeyim. Her ne kadar sözleri söylenmemiş gibi kabul etsekte işin aslı öyle değil.

Devamını oku

Yukarı Çıkabilir miyiz?

burakistan.com

İçinizi dökebileceğiniz, içimizi okuyabileceğiniz, teknoloji hakkından bir şeyler bile bulma ihtimaliniz olan bir blog.
Ayrıca isim belirtmeden herşeyi yazabileceğiniz bir duvarı var.