Bu kez insan değil, bu başka
- 29.09.2011
- Yazan: Burak BEKTAŞ
- Yorum yaz
Bu kez saçlarımın arasında dünyaya merhaba diyen sivilcelerin sebebi bir insan değil. Devamını oku
‘insan’ yazisi için etiketler
Bu kez saçlarımın arasında dünyaya merhaba diyen sivilcelerin sebebi bir insan değil. Devamını oku
Konferanstayım.
Herkes bir hocayla fotoğraf çektirme çabası içerisinde. Bir bakmışım ben de bir arkadaşımın peşine düşmüş kocaman bir profesörün yanında poz veriyorum. Aslında- galiba hiç bir hocaya özel bir ilgim olmadığından- bana öyle “hocam bir fotoğraf çektirelim.” demek çok anlamsız geliyor. Ama işte vermişiz bir kere poz. Neyse resmi çektirdik, çevreye baktım, arkada başka bir hoca asmış suratını bize bakıyor. O anda içimde kocaman bir şefkat damarı kabardı. Yazık dedim hocaya, onunla kimse böyle bir şey yapmıyor. Hemen gittim yanına. “Hocam sizinle bir kare çektirebilir miyim?” Bana demesin mi “Hiç vaktim yok aaa! Yemek yiyelim ondan sonra olmaz mı?” Meğer şu herkesin “İstanbul Hatırası” mumamelesi yaptığı hocayı bekliyormuş ”milletin işi onunla bitse de gitsek, yemek yesek.” diye sıkılıp duruyormuş. Suratını asması da bu yüzdenmiş.
Yahu ne naif insanım ben. Adam doçent olmuş böyle şeylere kafa mı yoracak?
Uzun zamandır yazmayı düşünüyorum. Yolda aklıma bir şeyler geliyor, bu gelen şeyleri başka öğelerle birleştirip yeni şeyler üretiyorum ve hepsini yazmak istiyorum. Ancak eve geldiğimde hep yorgun olduğum için her seferinde yazma işini esgeçip daha zahmetsiz işler yapmaya koyuluyorum.
Bu cumartesi akşamında oturup yazmanın iyi olacağına karar verip parmaklarımı klavye ile sevişmesine izin veriyorum.
Bir çok konu var aklımda aslında. Bir sürü insan, bir çok olay var. Galiba hepsinden bahsedeceğim veya bir kaç parçaya bölerek “yazılar” yazacağım. Devamını oku
Evet ben bu sayfadan ayrı kalalı çok uzun zaman oldu. eksikliğim hissedildi mi yada ne bileyim birileri yazayım diye beklediğimi bilmiyorum. Esasında o kadar önemli değil. Ben twitter olayına girdiğimden beri zaten yazma eyleminden oldukça uzaklaştığımın farkındayım. Niye diye soracak olursanız o kadar kaliteli insanların arasında benim kalem oynatmaya hakkım olmadığını düşündüm. Geçelim.
Uzun zamandır yazmadıysam zannetmeyin ki hiç bir şey karalamadım. Çok şey yazdım çizdim ama kimselere diyemedim esasında. Çünkü yazdıklarım yenilir yutulur cinsten değildi. Ne bir hayvan kaldı etrafımda ne de insan. O kadar yani. Haklı haksız bakmadım vurdum kırbacı. Bunları çok yadırgamıyorum çünkü alışkınım. Normal insan ilişkilerim filan olsaydı zaten herkes gibi bir insan olurdum lay lay lom geçinir giderdik. Ne yapalım bende akıl almaz, sosyal manyak, bu durumdan çokça paranoyak bir adamım işte.
Biraz ters bir adamım ben, anlaşılması zor, geçimsiz. Bir adamı sevmediysem, içim gülmüyorsa ona, yüzümde gülmüyor. Gözden çıkardıysam tekrar alıp yerine koyamıyorum. Aynı ortamda kalmaya bile tahammül edemiyorum. Onunla aynı ortamda olan insanlara içten içe acıyorum.
Üzgünüm ama ben sizin gibi olamıyorum ya. Kusura bakmayın size bile kızıyorum sırf bu yüzden. Herkesle aram iyi olsun diye bir anlayışı kabul edemiyorum, elimde değil. Olmayacaksa olmasın. Gözümün içine baka baka yalan söyleyip, türlü türlü dolaplar çevirip kendine yer yapacaksın, sonra da benden sana aynı şekilde davranmamı bekleyeceksin. Yok canım bekleme zaten hiç niyetim yok. Benim olduğum yerde seni etrafımda görmemek yeter bana.
Neyse ne dediğimi kendim bile bilmiyorum. Zaten yazılmak istenen şeyi en sona yazmışım okuyunca anladım. Sinirlendim yine gidip yatıyorum. Fikrim değişirse belki o yazdıklarımı da paylaşabilirim sizinle.
Merhaba,
Benim için yeni olan bu dünyada, herkese açık bir düşünce paylaşım platformu olmasına çok sevindim ve kim olduğumu kimseciklere söylemeden aklımdaki herşeyi yazmanın keyfini sürmeyi çok seveceğim galiba.
Tekrar merhaba. Ben hüzün dolu kalbiyle karşınızda biçare duran bir âşıkım. Hayır, şair olan değil, aşk ile birisini seven. Çok karışık duygular içerisindeyim ve anlatması çok zor.
Kolay yoldur dilenmek, açlıktan ölsende dilenmeyeceksin. Yalvarmak sana birsey kazandırmaz, aşkından ölsende yalvarmayacaksın. Kaçmak seni olgunlaştırmaz, cesaretin varsa kalıp savaşacaksın. Devamını oku
Allahım böyle yazılar da yazacak mıydım? Benki oynanan küçük oyunda dahil olup kendi eğlenceme bakarken olayların kontrolden çıkması sonucunda ruhumun şarampole yuvarlanma tehlikesini ciddi ciddi yaşayacak insan mıydım? Devamını oku
Anladım artık ya. Ben otu da boku da kafasına takan kompleks sahibi birisi olmadığıma inanamam artık. İşin kötü kısmı olduğumu da söyleyemem. Devamını oku
Sevdiğim bir abimden “Sen zor adamsın seni herkes sevemez” i duymak beklenmedik birşey değil tabi huysuz bir adam olduğunu her fırsatta dile getirmekten kaçınmayan biri için. Ama “Beni seven insanlar böyle seviyor” un devamı “Ne kadar daha sevebilir bu insanlar seni?” soru cümlesi ile biterse eğer işte o zaman derin bir kuyudan nasıl çıkarım derdine düşerim ben. Devamını oku
Ruhum yorulunca bedenim söz dinlemiyor. Jasmin tok, uykum yok, nedir derdin diyesim var kendime. Bir faturanın ödenmemiş olması, bir anahtarın olması gereken yerin dışında olması ne kadar etkiler insanı. Küçük şeylerden depresif olmakta neyin nesi.
Kahretsin üşümeden titriyorum resmen, yanaklarım kızarıyor yersiz yersiz. Ne ola ki bu. Biliyorum niye olduğunu ama istemiyorum, hayır. Insan kendine kötülük etmez, etmemeli. Akıllı olmanın gereği bu.
26 Eylül 2010 19:36