Merhaba;

Böyle biraz taklit başlangıçla yazmak istemezdim ama sabah trenden yeni inmişken ancak bu kadar olabiliyor. He bir de kafam çok karışık. Hem de öyle değil. Okul bitmek üzereyken kendimi vurgun yemiş gibi hissediyorum. Benliğim yıllarca, dokuz yıllarca üniversite öğrencisiyken sımsıkı üzerime yapışmış meslekimsi şeyden vazgeçemiyor bir türlü. Tabi bir de okulu bitirmek demek İstanbul’u uzun bir süre bırakmak da demek. Zira şu aralar memleketteki durumlar öyle bir halde ki, zaruri haller olmadıkça asla şehir hattının ötesini ihlal edemem.

Bir tanecik sınavım kaldı. Şu ansa bu yüzden İstanbul’dayım zaten.  Hem de dilekçe verme bahanesiyle sınava daha üç gün varken. Neden üç gün önce? Çünkü yolculuğun o insana yaşattığı “Kaçış duygusu”nu hemen hissetmek istiyorum. Çünkü acilen İstanbul’un iyileştirici etkisine ihtiyacım var. Çünkü, çünkü işte.

Biliyor musunuz, tam da şu anda kendimi Sait Faik gibi hissettim. Hani öyküsünde adalar iskelesinde son vapuru kaçırmak için beklediğini yazar ya, ben de aynı. Dilekçe verme saatini burada okulun dibindeki Kadıköy de bekliyorum. Bir akşam olsun, mesai saati bitsin, döneceğim tekrar annemlerin yanına.