‘Aşk-meşk’ Kategorisi için arşiv sonuçları

Yīnyáng

Merhaba,

Yine ben. Yine garip bir ruh haline girmişim ki bir yazı yazma hevesiyle blogumu açıp sizin karşınıza gelmişim. Gerçi bu durumda olduğumu söylemem için özellikle yazı yazmama veya başka bir şey düşünmeme gerek yok. Gayet açıkça biliyorum böyle olduğumu.

İlginç bir şekilde başıma gelen bir olay neticesinde düştüğüm bu ilgi çekici durum aslında çoğu insan için rahatsız edici bir durum. Daha doğrusu benim için ilginç olan o olay, çoğu kişi için ilginç değil hatta en kibar tabiriyle “olağanüstü”.

Bu olaylar silsilesi hayatın bizim için nasıl garip oyunlar hazırladığını ve bu oyunlara dahil olmamız için bizi nasıl kandırdığını açıkça göstermekle birlikte aslında bu oyunlara ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. Hayatın bu oyunlarının aslında bizim için ciddi problemler (problem de değil ya aslında yanlış oldu, anlayın siz) olduğunu farkediyoruz.

Bende böyle bir şeyin ortasında buldum kendimi takdir edersiniz ki. Belki de her açıdan zıt olduğum bir durumun karşısındayım. Burası da tesadüfen oldu. Zıt olan bir şeyin karşısında olurum zaten normalde de.

Aslında yavaş yavaş zıt olan şeylerin birbirlerini muhteşem şekilde tamamlayacaklarını düşünmeye başladım. Ters olduğu için düşünülmeyen şeylerin aslında tam olarak istediğimiz şey olma ihtimallerinin o kadar da küçük olmadığını gördüm, yaşadım, yaşıyorum.

Neyse konuyu uzatmanın bir manası yok. Aslın yazmak istediklerimden, hayal ettiklerimden de bir hayli uzaklaştım. Özet geçmem gerekirse: Bir şeylere çok garip bir başlangıç yaptım. O kadar garip ki yani anlatamam kimseye. Ancak devamında o kadar ilgi çekici, merak uyandırıcı ve harika şeyler olmaya başladı ki ilk durum ne kadar garip olursa olsun, olanların geneli gariplikten çıktı.

Yazılarım anlamsız gelebilir. Bazı şeyleri söyleyip bazı şeyler hakkında sessiz kalmayı seviyorum sanırım. Mini etek gibi, asıl ilhi çeken şey dışında şeyler söylediğimi hissediyorum arada sırada. Anlıyorsunuz veya anlamıyorsunuz o mini eteğin altında ne olduğunu bilmiyorum ama bunları yazmak benim için kesinlikle çok iyi, güzel geliyor.

Daha fazla uzatmıyorum.

Sevgilerle.

sevmeyi bilmeyen, öğrenemeyen

Bir kadını saçının rengi, gözlerinin güzelliği, hokka gibi burnu için sevemezsin. Bir adam da kaşı gözü güzel, sesi gür diye sevilmez. Konuşarak anlatamazsın sevdiğini, dilinin dönmesi kafi gelmeyebilir. Bakışlar.. Bakışlarını hiç görmeyebilir o, ne kadar sevecen baksanda hiç fark etmeyebilir seni. Devamını oku

Her seferinde yanmayı seçen adam

Bir sürü “problem” yaşarsınız. Kimi büyük, kimi küçük. Kimi tek başınıza, kimini arkadaşlarınızla, kimini sadece tek bir kişiyle.

Tüm bu problemlerin çeşitli kaynakları olabilir tabi ki. Aynı zamanda da hepsinin iyi veya kötü bir çözümü olduğuna hemfikiriz sanıyorum.

Benzer şekilde sağdaki soldaki arkadaşlarınızla olan problemlerinizi kolayca çözmeniz veya çözmeyip direk unutmanız ne kadar mümkün ve kolaysa, o “tek” kişiyle olan hadiseleri çözüme kavuşturmakta aynı derece karmaşık ve çetrefilli bir iştir. Devamını oku

Mahkeme, muhakeme?!

Allahım böyle yazılar da yazacak mıydım? Benki oynanan küçük oyunda dahil olup kendi eğlenceme bakarken olayların kontrolden çıkması sonucunda ruhumun şarampole yuvarlanma tehlikesini ciddi ciddi yaşayacak insan mıydım? Devamını oku

“Seni Seviyorum”u nasıl ifade edebilirim?

Merhaba!

Bu yazı eski anıların, çok eski anılardan parçaların bir anda aklımda ışımasından doğmuştur. Daha doğrusu sadece başlığı öyle doğdu. İçini bir şekilde ben dolduracağım umarım.

Devamını oku

Canım Tilkilerim

Aklımda çeşitli tür ve ebatlarda tilkilerin dolaşmaya başlamasının üzerinden bir süre geçti. İlk başlarda dayanamayacak, herşeyi yıkma pahasına tilkilerin tasmasını çözüp dış dünyaya salmaya niyetlendiydim.

Devamını oku

Yukarı Çıkabilir miyiz?

BURASI NERESİ LAN?

Selam, ben Burak ve sen benim blogumdasın. Burası çok saçma bir blog baştan uyarayım. Anlamlı yazılar yok, öyle üstün şeyler de yok. Gir bak işte. Bide aşağıdaki reklama tıklarsan bi kere çok sevinirim.