Yazar arşivi

Gülen Metrobüs :)

Heryerde! Böyle demiştim kendi kendime. Uzun zaman önce gibi geliyor ama aslında pekte uzun zaman önce değil bu düşüncelerim. Heryerde. Öyle olmasa bile heryere benimle birlikte geldiği için öyle mi düşünüyorum bilemiyorum. Önemli olan her an aklımın bir köşesinde olmasıydı. Şimdi de öyle.

Neredeydi? Metrobüs duraklarında (her birinde), (vapur, metrobüs vs,) turnikelerde, aylık akbilin çıkardığı seste, çikolatalı pastalarda, kahve dünyasında.

Neredeyse sokakta gördüğüm herşeyde aklım bir şekilde çalışıyordu. Alışveriş merkezlerinde, banka ATM’lerinde hatta. Çizgimi aştıktan sonra etrafımdaki herşey üzerime gelmeye başladı. Web siteleri, öğrenci belgeleri, kampüsteki çam ağaçları. Hepsi bana tek tek, usanmadan, neler düşündüğümü sormadan hesap soruyordu. Pazardaki soğanlara kadar -Toshiba’nın müşteri servisi çok iyi-.

Gülen MetrobüsBilgisayarı sorun çıkartan her kullanıcı bana hesap soruyordu. Onlar farkında bile değildi. Bozulan bilgisayar kızıyordu bana. İşletim sistemi yüklenmiyordu. Bense tek kelime edemiyordum.

Gerçekten zorlandığım zamanlardı. Çünkü gözümü nereye çevirsem, kütüphanede, kitap reyonunda kitaplara baksam, ne zaman metrobüste uyuyakalsam, Okmeydanında bulunsam, bir çantacının yanından geçsem, Balzac tüm kitaplarıyla saldıracakmış gibi geliyor, tüm koltuklar, tüm turnikeler ve tüm çantalar bana dik dik bakıyor gibiydi.

Sonra yeni yıl geldi. Bir yılın değiştiğine bu kadar hiç sevinmemiştim. Tüm ümidiyle geldi. Rahatladım, çözüldüm. Metrobüs duraklarını da çok seviyorum. Metrobüsler gülüyor artık. Herşey gülüyor. Cevahir’deki oyuncaklar, Burger King’teki isli Whopper en çok gülenler.

Sevgiyle kalın. Sağlıcakla kalın.
Hep orda kalın.

Her telden iç kusma provası

Merhaba,

Uzun bir aranın ardından bir yazıyla daha yeniden merhaba diyorum sizlere. Sizlere derken yani işte okuyan kim varsa. Okuyan son bir kaç kişinin de artık kalmadığını düşünmek için haklı sebeplerim var.
Ancak artık kendi içimi boşaltmak için bir şeyler yazmam gerektiği sonucuna varmış bulunuyorum eve dönerken. Otobüste bulundum bu şekilde. İki elimle demirlere tutunmuş halde camdaki yansımamı izlerken kulaklıklarımdan beynime sızan şarkının belki de hiç farkında olmadan beni soktuğu ruh hali bu belkide. Devamını oku

Bayramın Kutlu Olsun

Eski bir dostla tekrar buluşmak gibiydi o an. Hayatımda çok az kereler geçtiğim, bundan sonra ofisimin burada olmasından dolayı daha çok geçecek olduğum Okmeydanı metrobüs durağının benim için ne anlama geldiğini anımsadım bugün.

Beni derinden etkilemiş şeyler neticesinde bugün buradan bugün geçerken başımı öne eğip yaramazlık yapmış bir ana okulu öğrencisi gibi suskunum. Dışarı ağlayacak cesareti kendimde göremediğim için içimi ıslatmakla meşgulum.

Bu yazı bayramda yayına girecek. Bu yazıyı bayramdan önce yazdım.

Çünkü arayamam, konuşamam, hiç bir şey yapamam. Sonuna kadar hakettim bunu. Ne olduğunu sormayın, tartışmayın, merak bile etmeyin.
Neyse…

Bayramın kutlu olsun.

Kardelen

Bir kaç gündür haftalardır tam anlamıyla ot gibi yaşıyorum diyebilirim. İşe git, eve gel, tekrar işe git, tekrar eve gel, tekrar… Hayır, buraya defalarca yazmayacağım merak etme ancak şunu bilmen gerekiyor ki hayatım bunu defalarca tekrar eder bir şekilde geçmekte. Devamını oku

Yazı yazmak, kimlik ve candaki huy üzerine bir yazı

Uzun zamandır yazmayı düşünüyorum. Yolda aklıma bir şeyler geliyor, bu gelen şeyleri başka öğelerle birleştirip yeni şeyler üretiyorum ve hepsini yazmak istiyorum. Ancak eve geldiğimde hep yorgun olduğum için her seferinde yazma işini esgeçip daha zahmetsiz işler yapmaya koyuluyorum.

Bu cumartesi akşamında oturup yazmanın iyi olacağına karar verip parmaklarımı klavye ile sevişmesine izin veriyorum.

Bir çok konu var aklımda aslında. Bir sürü insan, bir çok olay var. Galiba hepsinden bahsedeceğim veya bir kaç parçaya bölerek “yazılar” yazacağım. Devamını oku

Kendini bloglarla bir tutma. Sen blog musun?

İlginç bir yorum, ilginç çağrışımlar ve ilginç fikirler.

Bunların hepsinin bu akşam kesiştiğini hissedebiliyorum. Hissetmekten ziyade, görüyorum. Senden ne zaman özür dilediğimi hatırlamıyorum (eğer kısa bir zaman içinde bir salaklık yapıpta dilediysem ve hatırlamıyorsam özür dilerim) çünkü farketmesen de son zamanlarda neredeyse her hareketimi tartmaya dikkat ediyorum.

Aklımdaki şeyleri tartmadan oradan çıkartmıyorum, en saldırgan olmaya yatkın olduğun zaman da senin tarafından olduğumu anlatmaya çalışıyorum. “Sende anlamıyorsun beni!” diye yaptığın serzenişlerde “Hayır! Çok iyi anlıyorum, sen anladığımı nasıl farketmiyorsun?!” demiyorum. Nasıl diyeyim ki? Zaten zor ve emin olmadığın bir karar vermek üzereyken nasıl daha düşüncesizce üzerine gelip seni sıkıntılara sokayım?

Ya aslında bunları söylemenin anlamını şu anda bilmiyorum. Yazıya başlarken çok güzel bağlayabileceğimi düşünüyordum ancak her zaman ki gibi evdeki hesap çarşıya uymadı. Kendimi yazı yazma konusunda geliştirmem gerekiyor.

Neticede demek istediğim ana fikir sanıyorsam ortada.

Sonradan farkettim ki şarkıcı Yaşar’ın dizelerine benzemiş biraz.

Kendini martılarla bir tutma, senin kanatların yok.
Kendini bloglarla bir tutma, sen blog musun?

Saçma mı biraz? Evet :)

Pişman mıyım? Hayır :)

Özür Dilerim

Aklımda çok şeyler dolanıyor yine,
Özür dilerim seni boşladığım için.
Bir ay önce heveslendirip bıraktım yine,
Neler dönüyor, nasıl hesap yapıyor içim.

Bunların altına bir kaç şey daha yazmak istedim devam niteliğinde. Olmadı. Ya çok saçma oldu, ya çok uyumsuz oldu. Gerçi bu yazdıklarımın da pek anlamlı olduğunu söyleyemeyeceğim.

Tek söyleyebileceğim, artık bloglarla konuşacak seviyeye gelmiş ve alışkanlıklarımı değiştirmem zorunda olmamdır.

Yeni Haberler

Merhaba.

Uzun zamandır yazmadığımın farkındayım. Her seferinde akşam eve gidince yazayım, dur başım rahatlasın yazayım, şöyle olsun, böyle olsun vs. bahanelerle yazmayı geciktirdiğimi farkettim.

Önce güncellemeleri geçelim. İşe girdim. MagiClick ajansında, WD pozisyonunda işe başladım 31 Ocak 2011 tarihinde. Şimdilik güzel gidiyor ancak çıkış saatinin stabil olmaması benim dinlenmemi engelliyor diyebilirim. İşte olmadığım ve yemek yemediğim tüm zamanlarım uyuyarak geçiyor neredeyse. Şu anda bile işteyim. Bir kaç tane linke bağlı çıkıp çıkmamam. Linkler gelirse çıkacağım. İş yükü bu kadar az aynı zamanda bu kadar gereksiz yere bekleyen bir tek ben varım sanıyorum.

Bunları saymazsak gayet memnunum. İnsanlar iyi, ortam iyi. M.Ü. Bilişim Merkezinden birlikte çalıştığım iki kişiyle yine aynı ekiple çalışma fırsatını yakaladım. Biri hemen arkamda. Öbürü gözlerimi bile oynatmadan görebileceğim bir açıda oturuyor.

1 aydır işsiz gezmenin sonuçları bu ayın ortalarına doğru tüm ağırlığıyla hissettirecek. Şu anda toplam mal varlığım 30 lira ve 19 şubattan önce aylık akbilimi yüklemek için 60 lira bulmam gerekiyor bir yerlerden. Sıçızlardayız kısacası. Hiç bu kadar diplerde gezinmemiştim şimdiye kadar. Bildiğin sıfır yani. Yokluk, hiçlik. Hayırlısı olsun.

Neyse bu akşamlık bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

Burak

Sıkıldım mı ne :D

Bir haftalık tatilin sonuna gelmeye yakın bir zamandayım. Günler hem çok hızlı hemde çok yavaş geçti diyebilirim.

Bilgisayarsız ve teknolojisiz bir ortamda bir hafta vakit geçirmek gerçekten işkence gibi gelmekle birlikte herşeyden uzak bir hafta tatilin tadını anlatmak gerçekten çok zor olsa gerek kelimelerle.

Devamını oku

Tatil!

Sonunda özlemini çektiğim tatile kavuştum diyebilirim. 2 senedir göremediğim babam ve babaannemin yanına gelip hasret gidermeye başladık dün akşam itibariyle.

Bunca zaman sonra geri dönmek çok güzel bir his uyandırdı içimde. Uzun zamandır görülmeyen şeyleri görmek, yaşanmayan şeyleri yeniden yaşamak çok iyi geldi diyebilirim. Tabi ki bu tatil önümüzdeki ay faturaların gelecek olması sebebiyle o kadar uzun olamayacak çünkü o faturaları yatıracak param kalmadı :D

Neyse efendim bu kadar kısa bir yazı yeter şimdilik :D İlerleyen zamanlarda belki bir yane daha yazarım :

Kalın sağlıcakla.
Burak.

Yukarı Çıkabilir miyiz?

burakistan.com

İçinizi dökebileceğiniz, içimizi okuyabileceğiniz, teknoloji hakkından bir şeyler bile bulma ihtimaliniz olan bir blog.
Ayrıca isim belirtmeden herşeyi yazabileceğiniz bir duvarı var.