Merhaba,

Hoşgeldin seni bekliyordum bende. Uzun süredir yazmıyordum, bugüneymiş kısmeti. Yazmıyordum derken buraya yazmıyordum yani. Kendime gizli bir blog açtım ve kimsenin okumaması için tüm zehrimi oraya akıttım. Öyle yapmak zorunda hissettim. Burayı kirletmek istemedim. Orası şimdi diğer çocuğum oldu benim ve hayatımın bir dönemine ait anılarım orada kalacaklar. Yeter.

Bitirmek üzere olduğumuz şu yılın ikinci yarısında yaşadım sanırım. Bir hızlı haziran akşamından, sokaklarda sızana kadar içtiğim bir eylül öğlenine, ekimden aralık ayına kadar çok şey yaşadım, seyahatler, yenilgiler. Cesurca hamleler, salakça kararlar. Bir yığın alkol, uzun yolculuklar, karmaşık duygular ve ben.

Bu yılın değerlendirmeye değer son yarısına dönüp baktığım zaman her şeye rağmen hala ayakta olduğumu görüyorum, hala burdayım, ayaktayım. Komandoların dediği gibi, güçlüyüm, cesurum, hazırım.

Aslında çok memnunum yaşadıklarımdan, yaşadığım için, şansa kadere bırakmadığım ve aksiyon aldığım için. Kimisinde kafa üzeri çakılmış da olsam, kimisinde kendi kendimin üzerine benzin döküp yakmışta olsam tüm yaşadıklarımdan hoşnutum.

Belki şu anda çoğu kişinin olduğu gibi depresif moda girip dert yanmalıydım. Lakin sonuca değil, sürece değer veren biri olarak tüm süreçlerden zevk aldığımı belirtmek isterim.

Epilogue: İstediğim şeyler olmadı, planlarım tutmadı, çoğu kişiye göre kötü durumdaydım. Tüm bunlardan müthiş zevk aldım. Teşekkürler.

Canınız sıkılırsa arayın, ben hep burdayım. Buluşur birer bişi içeriz.

Esen kalın.