Ekim, 2013 için arşiv kayıtları

Saf

Daha önce milyonlarca, milyarlarca kere başka insanlar tarafından yaşanmış duyguları tekrar yaşarken ilk defa benim başıma geldiğini düşünüyorum, yine.

Anneannemin yoğun bakımdaki haftası iki gün sonra dolacak. Geçen pazartesi günü gece 10’da acil olarak yoğun bakıma sevk edilen, hala orada.

House’da gördüğüm, bir kısmına hayatımın bir dönemi aşinalık kazandığım o prosedürler bu sefer renkli camın diğer tarafında girdi hayatıma. İzinler, bildirimler… “Yoğun bakımda müdahele edebiliriz, bakımını yapabiliriz, her türlü özene karşı yine de başına br şey gelebilir. Biz sorumluluk almıyoruz, sizde kabul ediyorsunuz.” özetindeki metinler, imzalamalar. Diziyle ilgisi olmayan bir takım duygular. Hayatımda yaşamadığım belkide yaşayıp hatırlamadığım.

Tüm bunların yanında hayatımın neredeyse her döneminde benimle birlikte kalan sadık yalnızlık duygum yine kendisini hisettiriyor. Sanki bir kötü şey başa gelince, içine gönderdiğin bu tarz duygular fırsattan istifade edip hücüm ediyorlar gibi geliyor. Belkide öyledir. Bilmem gerekiyor olabilir bunu. Zira o kadar psikoloji vs. dersi aldım. Hâlâ bir fikrim yok. İnsan psikolojinden iyi anlayıp, şeytan gibi onları aslında onların istedikleri yapmaları için yönlendirebiliyorum ama yine bilemiyorum.

Her şey bir yana tutunacak bir dalın eksikliğini hissediyorum. Aile, arkadaş veya iyi geçindiğin herhangi birisinden bahsetmiyorum. Hayatımda böyle insanlar ve onlara müteşekkirim.

Lakin içimdeki boşluğu doldurmak için daha fazlası gerekiyor. Ara sıra düşünüyorum acaba beynimdeki dinle ilgili alan boş olduğu için mi geliyor böyle? Kendimi illaki bir “şey”e adamam mı gerekiyor bu histen kurtulmam için? Adadığım zamanlardaki veriler elimde olmasa bir faydası olacağını düşünebilirdim.

Tüm bunlar arasında “attention whore”ların ortasında, tüm elem ve kederimi dışarıdan görünmeyecek şekilde mükemmel bir şekilde içimde yaşamayı başararak tüm hayatım boyunca buna hazırlıyorum kendimi içten içe. Hayatım boyunca bu boşlukla yaşayacağımı biliyorum, eksik, bir yanı yok. Sevgililerimle takas yaptığım kalp parçalarıma bakıp mutlu olacağım. Eski günlere hasretle değil ama “iyi ki yaşamışım”, mutlu olup, mutlu etmişim diye.

Bütün bunların arkasında sosyal olarakta kendimi zayıflıyor hissediyorum. Melankoli, karanlık pastel renkler içinde boğulacağım sanırım.

Özet olarak, hayatımda birisine ihtiyaç duyuyorum. Evet. Hayır, fizyolojik ihtiyaçlarım veya içgüdülerimle ilgisi yok. Duygusal olarak kendimi tamir etme sürecime yardım edecek, onun uğruna aptalca sırıtacağım, salak şeyler yapıp onu mutlu edeceğim, aynı şeylerle karşılanacağım ve çok şeffaf bir şey istiyorum.

Çok mu istiyorum?

Tüm zamanlardaki tecrübelerimi göz önüne alırsam, evet.

Kalın sağlıcakla.

Sayın Yolcularımız, Söğütlüçeşme bu güzergahtaki son istayonumuzdur.

İstisnasız haftaiçi her akşam duyduğum, ödediğim diyetin o gününün bitmesine yaklaşık bir saat kaldığını belirten kelimeler bütünü. Tümce.

Aslında bunu duymak değil de, bunu duyana kadar geçen süre beni yoran. İnsanların bazı dinlerde tanımlanmış mahşer yeri tasvirine uygun hareket ettiğini gördüğünüz hatta öyle hareket ettiğiniz bir zamansız mekan. Zamansız çünkü burada zaman yok. Bekliyorsunuz. Zamanı gelene kadar. Geldiği zaman ise boş bir meydanda yem atılan kuşların oluşturduğu kaos misali bir cehennemin içerisinde buluyorsunuz kendinizi. Zira o kaosa ayak uydurmakta zorlandığınız zaman ya düşüp yaralanıyorsunuz ya da binemiyorsunuz bir yere.  Devamını oku

Yukarı Çıkabilir miyiz?

BURASI NERESİ LAN?

Selam, ben Burak ve sen benim blogumdasın. Burası çok saçma bir blog baştan uyarayım. Anlamlı yazılar yok, öyle üstün şeyler de yok. Gir bak işte. Bide aşağıdaki reklama tıklarsan bi kere çok sevinirim.