Heryerde! Böyle demiştim kendi kendime. Uzun zaman önce gibi geliyor ama aslında pekte uzun zaman önce değil bu düşüncelerim. Heryerde. Öyle olmasa bile heryere benimle birlikte geldiği için öyle mi düşünüyorum bilemiyorum. Önemli olan her an aklımın bir köşesinde olmasıydı. Şimdi de öyle.

Neredeydi? Metrobüs duraklarında (her birinde), (vapur, metrobüs vs,) turnikelerde, aylık akbilin çıkardığı seste, çikolatalı pastalarda, kahve dünyasında.

Neredeyse sokakta gördüğüm herşeyde aklım bir şekilde çalışıyordu. Alışveriş merkezlerinde, banka ATM’lerinde hatta. Çizgimi aştıktan sonra etrafımdaki herşey üzerime gelmeye başladı. Web siteleri, öğrenci belgeleri, kampüsteki çam ağaçları. Hepsi bana tek tek, usanmadan, neler düşündüğümü sormadan hesap soruyordu. Pazardaki soğanlara kadar -Toshiba’nın müşteri servisi çok iyi-.

Gülen MetrobüsBilgisayarı sorun çıkartan her kullanıcı bana hesap soruyordu. Onlar farkında bile değildi. Bozulan bilgisayar kızıyordu bana. İşletim sistemi yüklenmiyordu. Bense tek kelime edemiyordum.

Gerçekten zorlandığım zamanlardı. Çünkü gözümü nereye çevirsem, kütüphanede, kitap reyonunda kitaplara baksam, ne zaman metrobüste uyuyakalsam, Okmeydanında bulunsam, bir çantacının yanından geçsem, Balzac tüm kitaplarıyla saldıracakmış gibi geliyor, tüm koltuklar, tüm turnikeler ve tüm çantalar bana dik dik bakıyor gibiydi.

Sonra yeni yıl geldi. Bir yılın değiştiğine bu kadar hiç sevinmemiştim. Tüm ümidiyle geldi. Rahatladım, çözüldüm. Metrobüs duraklarını da çok seviyorum. Metrobüsler gülüyor artık. Herşey gülüyor. Cevahir’deki oyuncaklar, Burger King’teki isli Whopper en çok gülenler.

Sevgiyle kalın. Sağlıcakla kalın.
Hep orda kalın.