Bir kaç gündür haftalardır tam anlamıyla ot gibi yaşıyorum diyebilirim. İşe git, eve gel, tekrar işe git, tekrar eve gel, tekrar… Hayır, buraya defalarca yazmayacağım merak etme ancak şunu bilmen gerekiyor ki hayatım bunu defalarca tekrar eder bir şekilde geçmekte.

Şimdilik, en azından borçlarımı bitirene veya en azından belli bir seviyenin altına çekene kadar bu durumdan ne kadar rahatsız olsam da bu şekilde devam etmek zorunda. Tam anlamıyla dedim ama arada istisnalar olabiliyor ot gibi yaşamımda. Anadolu’nun karlı dağlarında bu sıradanlığa kafa tutar gibi, savaşarak karların altından inadına çıkan bir kardelen de yok değil.

Tüm hayatımın sıradanlığını silmenin yanısıra, hayatta karşılaştığı diğer fırtınalarla uğraşan, tipilere rağmen solmadan kalmayı bilmesinden bahsediyorum. Kar çölümde gördüğüm bu renkli varlıkla uğraşmamaya çalışmanın yanısıra, oradaki tek renk olduğu için kendimi tutmakta zorlanıyorum açıkçası.

Bu karmaşıklık içerisinde, ara sıra onun karların arasına geri kaçmaya çalıştığını görür gibi oluyorum. Belki yanlış görüyorum, yanlış anlıyorum ancak son zamanlarda bu hissi daha çok yaşıyorum. Yine de öyle bir şey olmadığını telkin ediyorum kendime. Benim yanlış düşündüğümü söylüyorum habire.

Sonunda da gidip benden binlerde kilometre uzakta olan bir sunucunun disklerinde çözüyorum kendimi.

Kalın sağlıcakla.