İlginç bir yorum, ilginç çağrışımlar ve ilginç fikirler.

Bunların hepsinin bu akşam kesiştiğini hissedebiliyorum. Hissetmekten ziyade, görüyorum. Senden ne zaman özür dilediğimi hatırlamıyorum (eğer kısa bir zaman içinde bir salaklık yapıpta dilediysem ve hatırlamıyorsam özür dilerim) çünkü farketmesen de son zamanlarda neredeyse her hareketimi tartmaya dikkat ediyorum.

Aklımdaki şeyleri tartmadan oradan çıkartmıyorum, en saldırgan olmaya yatkın olduğun zaman da senin tarafından olduğumu anlatmaya çalışıyorum. “Sende anlamıyorsun beni!” diye yaptığın serzenişlerde “Hayır! Çok iyi anlıyorum, sen anladığımı nasıl farketmiyorsun?!” demiyorum. Nasıl diyeyim ki? Zaten zor ve emin olmadığın bir karar vermek üzereyken nasıl daha düşüncesizce üzerine gelip seni sıkıntılara sokayım?

Ya aslında bunları söylemenin anlamını şu anda bilmiyorum. Yazıya başlarken çok güzel bağlayabileceğimi düşünüyordum ancak her zaman ki gibi evdeki hesap çarşıya uymadı. Kendimi yazı yazma konusunda geliştirmem gerekiyor.

Neticede demek istediğim ana fikir sanıyorsam ortada.

Sonradan farkettim ki şarkıcı Yaşar’ın dizelerine benzemiş biraz.

Kendini martılarla bir tutma, senin kanatların yok.
Kendini bloglarla bir tutma, sen blog musun?

Saçma mı biraz? Evet :)

Pişman mıyım? Hayır :)