Bir haftalık tatilin sonuna gelmeye yakın bir zamandayım. Günler hem çok hızlı hemde çok yavaş geçti diyebilirim.

Bilgisayarsız ve teknolojisiz bir ortamda bir hafta vakit geçirmek gerçekten işkence gibi gelmekle birlikte herşeyden uzak bir hafta tatilin tadını anlatmak gerçekten çok zor olsa gerek kelimelerle.

Özlediğim şey tabi ki bilgisayar ve özgürce internete girmek değil. İnsanları da özledim :) Görüşebildiğim kadarıyla onlarla da görüşmeye çalışacağım. Çalışacağım diyorum çünkü artık ciddi anlamda maddi sıkıntıya girdim diyebilirim :D

Niye? Çünkü işim yok ve bir gelirim yok. Kazık kadar olduğum içinde kimse bana burs vermiyor. Hâlâ öğrenci olacak küçük olduğum için kimse bana işte vermiyor. Babasız kalmış çocuk gibi ortalıkta kaldığımı söylemekte bir sakınca göremiyorum bu yüzden :)

Neyse efendim. Günlerim pek bir sıradanlaştı diyebilirim. Sabah kahvaltı. Gün içerisinde babaanneme yardım, akşam yemek sonrasında TV karşısında oturmak ve gece yatmak fiillerini alın, aralara rastgele sürelerle internet kafeye gitmeyi ekleyin sonra bunu 7 kere ardarda yapın.

İşte burda geçirdiğim vakit tam olarak bunlarla dolu.

Ancak tüm bunlardan bilmem ne zaman kavuşmak üzere ayrılıyorum yarın akşamüzeri.

1745′te beni İzmir merkezine doğru yola çıkaracak olan trene bineceğim, Gaziemir istasyonunda inip banliyö treniyle IATA kodu ADN olan İzmi Uluslararası Adnan Menderes Havaalimanından bineceğim Pegasus Havayollarına ait ve büyük ihtimalle modeli B737-400 olacak olan uçak, beni IATA kodu SAW olan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanına indirecek.

Bunların ardından bir başka İstanbul macerasına daha adım atmış olacağım.

Kalın sağlıcakla.
Burak.