Bir sürü “problem” yaşarsınız. Kimi büyük, kimi küçük. Kimi tek başınıza, kimini arkadaşlarınızla, kimini sadece tek bir kişiyle.

Tüm bu problemlerin çeşitli kaynakları olabilir tabi ki. Aynı zamanda da hepsinin iyi veya kötü bir çözümü olduğuna hemfikiriz sanıyorum.

Benzer şekilde sağdaki soldaki arkadaşlarınızla olan problemlerinizi kolayca çözmeniz veya çözmeyip direk unutmanız ne kadar mümkün ve kolaysa, o “tek” kişiyle olan hadiseleri çözüme kavuşturmakta aynı derece karmaşık ve çetrefilli bir iştir.

Alttan almalar, ağırbaşlı olmalar vs. elinizden gelen herşeyi yaptığınıza inandığınız bir anda çokta matah olmayan birşey istediğiniz durumda yine kötü olan, yine kızılan, “her iki tarafında haklı olduğu”, trip yiyen ancak olayı büyütmemek, sadece karşı taraf kırıldığını söylediği için söylediği şeyi yutan konumuna düştüğünüz durumlardan birine düşüyorsanız bir şeyleri dışa vurma ihtiyacı hissedersiniz.

İşte bu durumlarda da sağa sola anlatamadığınız ve içinizdeki şeylere neredeyse kan ağlatacak kadar çok batmış olan şeylerin daha çok etkisini hissettirememesi için yapabileceğiniz pekte birşey yoktur.

Ya kendi içinize attıklarınızı dışarı atmak ve kendinizi kurtarmak isteyeceksiniz ya da bir “dava” uğruna kendinizin iç dengesini altüst edip dışarıdaki kişiye gayet normal bir profil sergileyip yavaş yavaş olayı içinizde sindireceksiniz.

Ben genelde ikinci yolu seçiyorum. Şimdiye kadar pişman olduğumda oldu, sonucuna pişman olmadığım da oldu. Herşeye rağmen ikinci yolu seçmeye devam edeceğim.

Belkide kişiliğimden, annemden, senden, benden kaynaklanan şeylerden dolayı bu temsili “dava” uğruna yanmakta hiçbir sakınca görmüyorum. Daha güzel şeylerin olacağını bilerek, onlara kavuşmayı ümit ederek her defasında yeniden ölmekte bir sakınca bulmuyorum.

Her seferinde doğru ya da yanlış bu seçimi bana yaptıranın ne olduğu konusunda da hiçbir fikrim yok. Tek bildiğim düşündüğüm, hissettiğim, istediğim şeyler uğruna tekrar tekrar yanmakta bir sakınca görmediğim.

Esen kalın.