Allahım böyle yazılar da yazacak mıydım? Benki oynanan küçük oyunda dahil olup kendi eğlenceme bakarken olayların kontrolden çıkması sonucunda ruhumun şarampole yuvarlanma tehlikesini ciddi ciddi yaşayacak insan mıydım?

Tabi olayı burada anlatmamın imkanı yok. Ancak sanıyorum özet geçebilirim.

Bir süre önce güzel birşeyler oluyor gibi oldu hayatımda. İlk başlarda “yok canım” falan derken, ihtimal bile vermezken gittikçe olayların ihtimal vermediğim şekilde gittiğine şahit oldum.

Velhasıl pekte şikayet etmediğim, oyun olduğunu bildiğim ve zevkle katılabileceğim bir oyuna dahil olmuş bulundum. Bu oyun ilerlerken -oyun olduğunu düşündüğümden belkide- bazı hile veya benzer nitelikteki davranış, hareket vb. fiillere karşı daha fazla tolerans gösterirken bugün bir şeyler oldu bana.

Yüksek nabızla beraber gelen belli belirsiz başdönmesi, sol akciğerin 3. lobunda hissedilen tarif edilemez hissin teşhisi ardından karar: ince hastalık.

Oyunun gerçekten “oyun” olmayabileceği ihtimalini işleyen beynimin ALU birimi, aritmetik işlemlerin altını üstüne getirerek mantıksal işlemlerin ebesine tecavüz etmiştir!

Bu olaylar neticesinde kendimi yukardan geldiğini gördüğüm çok büyük bir selin, çığın -artık hangisi daha korkunç geliyorsa- önünde kapılıp sürüklenmeden önce mantıklı düşünebilmek için son dakikalarımı sayarken bulduğum şu aşamada rastladığım bazı bulgular, NRİÖO-84/2007 sicil numaralı E.E.’nin 1. dereceden şüpheli -ki bakınız halen “suçlu” değil- olduğuna işaret etmektedir.

Yüce Türk Milleti Adına -şaka değil, gerçekten mahkemelerde karar senin, benim adıma veriliyor-,

27.09.2010 tarihinde başlamış olan ve 9. celsesi görüşülmüş olan davanın 18.10.2010 tarihine ertelenmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Varlığım, melek kanadıyla uçan, okuyla insanların hayatını değiştiren tanrıya armağan olsun.

Evet, delirmek üzereyim. Üzere? Delirdim mi? Bilmiyorum. Emin değilim. Bir takım “uyumluluk problemleri” çektiğim inkâr edilemez.

Esen Kalın.

TRT © 2010