Evin Meleğini Nasıl Öldüreceğimin Resmidir
Not: Bu yazı kurgudur ona göre okuyun.
Bendeniz melekli bir kız olarak mutlaka arkadaşlarıma yardım eder, onların yardımına- her ne olursa olsun- koşarım. Onlardan fazla bir anlayış da beklemem aslında. Kendileri iyi olsunlar yeter. Bu arada tatillerde mutlaka çamaşır, bulaşık, yemek gibi rutin işlerinin yanında ara ara ev süpürme, tuvalet, banyo temizleme işlerine de girerim. Kendime vakit ayırmak mı? Yok canım kim kaybetmişte onu biz bulalım. Ben saçımı süpürge ederim çevremdeki insanlar için. Ayrıca derslerime de çalışırım ben. Ödevleri muntazaman yapar fakat bu arada hiç kendime ait bir hobi edinmem. Öyle okul için, başkaları için, uğraşır didinirim. Onlar iyi olsun tek.
Bu durumdan hoşlanıyor muyum peki? Yok canım ne münasebet. Nefret ediyorum bu durumdan. Ama gelin görün ki içime bir ev meleği kaçmış, ne çıkarabiliyorum onu içimden ne de onunla yaşamak keyifli geliyor bana. Yok bu böyle olmayacak artık. Kesinlikle birşeyler yapmam lazım. Bu melek kendim için yaptığım şeylere öyle engeller koyuyor ki anlatamam. Bir kere yazı yamak istiyorum ben. Uzun uzun vakitler harcayarak kurgular kurmak, öyküler, romanlar yazmak istiyorum. Yalnız bunun için kendime vakit ayırmam gerek değil mi? Anasını satayım melek izin vermiyor ki. Yok bir şekilde onu öldürmem gerek artık. Öldüreyim de ben de rahatlayım benim onları yazmamı bekleyen harfler de.
Meleğin katli öyle olmalı ki tarih boyunca yaşasın bu hikaye, gönüllere korku salsın, destanlaşsın. Yaptığım bu iş içine melek kaçmış her yazar olmak isteyen kıza ibretlik olsun, yol göstersin.
Şöyle yapsam mesela. İlk önce onun bana yaptırmak istediği tüm icraatları yapmayı reddettsem, öyle ki artık fenalıklar geçirip içimden çıkıp karşıma dikilecek kadar şirazaden çıksa. Kısacık boyu ve bir şefkatli anne kadar tatlı yüzüyle karşıma dikildiğinde önünde diz çöküp onu ilk önce dinler gibi görünsem ve o tatlı yüzünün altındaki otoriter havayla bana rajonlar keserken dikkatsiz bir anında elinden kıskıvrak yakalasam onu. Beni tekrar bakışlarındaki tatlılıkla ele geçiremesin diye kolunu arkasına büküp sırtını çevirsem sonra yatırıp dizimle yere sabitleyip onu etkisiz hale getirsem ardından da cebimden çıkardığım sicimle kıskıvrak ellerini ayaklarını bağlasam. Ses çıkarmasın diye ağzına benim pis kokulu çoraplarından birini tıkasam.
Evet evet bayağı havaya girdim, devam edelim. Şimdi içimden çıkan rehine meleği öldürme işlemine geldi. Bir kere ey okuyucu hiç içiniz acımasın, o aslında melek sıfatı adı altında sizi yazı yazma isteğinizden men eden hastalıklı bir canavar aslında. Doğrusu o olmadan da çevrenize yardım edebilir, ev işi yapabilirsiniz. Ancak yazı yazma isteğiniz ölmeden, yaratıcılığınıza gem vurmadan, kendinizi elektrik süpürgesine hapsetmeden. Anlayacağınız o benim yaratıcılığımı öldürdü ben de onu öldüreceğim. Böyle yapmalıyım ki bir daha zarar veremesin, içime çöreklenip iyice sıkıntıdan sıkıntıya gark etmesin beni.
İçimin yağlarının erimesi için bu ölümü yavaş yavaş gerçekleştirmek isterdim aslında. Ancak beni tekrar etkisi altında almaması için hızlıca hiç vakit kaybetmeden yapmam şart. Onun için hemen, meleğin daha önce bana cebren ve hileyle aldırdığı tuz ruhu ve çamaşır suyu olan lavabo altındaki dolaba koşmalıyım. Sonra banyodaki ecza dolabına. İçinden en en en büyük 5 tane şırıngayı seçmeli daha sonra biraz çamaşır suyundan biraz da tuz ruhundan şırıngalara çekip ardından meleğin yanına koşmalıyım. Yalnız öncesinde küçük şırıngaya da melek bayıltma ilacından biraz çekmeliyim ki zehirli iğneleri yerken bana zorluk çıkarmasın.
Meleğin yanına gittiğimde iğneyi vakit kaybetmeden bir hamlede koluna saplamalıyım. Oh, bayılsın şöyle de beni öldürme işimle baş başa bıraksın. Önce birinci iğneyi poposundan, ikinci iğneyi kasığından, üçüncü iğneyi sağ kolundan, dördüncü iğneyi sol kolundan, beşinci iğneyi de tam kalbinin olduğu yerden yaptım mı işlem tamamdır. Şimdi tek yapmam gereken nabzının duracağı anı beklemek. Hoş kalbe yapılan enjekteden sonra pek yaşayacağını sanmam. Araştırmalarıma göre melekler çamaşır suyu ve tuz ruhuna oldukça duyarlıymışlar.
Yaklaşık beş dakika gibi bir bekleme süresinden sonra nabzı atmayacak artık ve ben ebediyen kurtulacağım ondan. Artık bundan sonra tek yapmam gereken yazı masamın başına geçmek ve yaratıcılığımın koynunda yok olmak.
Oooo hoşgeldiniz efendim buyrun buyrun. Psikopatlar kulübüne adım attığınızı anladığımız şu zamanlarda sizin burada olmanızdan ne kadar büyük bir mutluluk yaşadığımızı size anlatamayız.
Daha fazla psikopatça hikayeniz varsa lütfen gerçekleştirmekten çekinmeyin
eyvallah efendim ne demek paylaşmaya devam ederiz