Ekim, 2010 için arşiv kayıtları

paranoya..

bugün benim kişiliğimin,aslında bildiğim ama bu kadar yüzleş(e)mediğim bi yanı ortaya çıktı.Herşey bundan üç (sanırım üç) gün önce başladı.Arkadaşlarla muhabbet ediyorduk.Bu muhabbet esnasında bir süredir hayattan kopuk olduğumu da farketmekle beraber….neyse bu ayrı bi konu,hatta bambaşka bi tartısma konusu.Hmm nerde kalmıstık,,ah evet muhabbet..Herneyse muhabbet esnasında bana maratondan bahsettiler;hani şu avrasya maratonu,,17.ci,biliyosunuz işte.Haberlerde maraton görüntülerinden çok köprünün nasıl sallandıgını,bunun gundemi ‘flaş haber modu’nda nasıl da mesgul ettıgını,hatta turkıyenın son gunlerdekı en buyuk olayının bu oldugunu,koprunun heran buyuk biz sangırtı kopartarak-ulusal ve dunya basınında- yıkılabılecegını,hatta bu mevzuunun yabancı bır karıkatur dergısınde bıle ele alındıgını-herzamankı gibi bızımle dalga gecılerek-,dehset ve sanırım bir parca da mubalaga ıle,agızlarını doldura doldura anlattılar.muhabbet uzunca bi sure de devam etti,gece yarısı olmasının etkısıyle olsa gerek felaket senaryoları gitgide yerını ‘şehir efsanelerı’ne bırakmaya baslamıstı.Herkes havuza bırsey atıyor,boylece hepımızı korkutacak yıgınla malzeme bırıkıyordu.Sesler hararetle yukselıyor,cıglıgımsı tonlara ulastıgında saatın gece yarısını gectıgı farkedılıp ‘Shhhttt’ler dolduruyodu odayı.O sırada tek hissettiğim ‘aman Tanrı’m,duyduğu her olayı korku filmine cevıren,hayatın bir korku filmi ve kendisinin de o korku fılmının bas aktrıstı olduguna ınanan ergen gibiyiz’ dusuncemdi.Ve hemen bu durumdan cıktım,arkama bıle bakmadan;kaçtım.Yapılabılecek en yanlıs seyı yaparak,bu muhabbetın ardına hemen uyudum.Tabii ki muhabbet yatmadan hemen once yenen zeytınyaglı yemek tadı vermıs ve gece boyunca ‘dunyanın sonu’ fılmı tadında ruyalara ev sahıplıgı yapmıstı sevgılı bılıncaltım.Boylece ‘paranoyamın ılk evresıyle’ tanıstım.Bu gorsel solenın ardından ,yaklasık 10 saatlık bir uykudan yani,uyandım.Lavaboya gidip yuzumu yıkarken aynaya bakıp gulumsedım;goz kırpıp ‘abarttın yıne dun gece=)’ demeyı de ıhmal etmedım.Gıyınıp cıktım.Karsı yakada oturan teyzeme gitmek uzere metrobuse bındım.Toplamda 25 dakıka surecek yolculuguma hazrdım,şimdilik.Herzaman ki gibi uzunçayır duragından bindim,kulagımda kulaklık ve en sevdıgım sarkılardan bırıyle.Metrobus kalabalıktı,olması gerektıgınden cok daha fazla..Bu beni rahatsız etmedı.Malum;şarkının sozlerı ruhumda yankılanıyor falan ya hani dunya umrumda degıl…
Yer kopru girişi:gozume bi yazı takılıyor;kopruden önce son çıkış…Gulumsuyorum,nasılsa bırazdan kopruye giricez,hersey harıka ve ben yaklasık 10-15 dakıkaya teyzemlerdeyım.Dınledıgım sarkıyı mırıldanıyorum ama içimden;’coin operated boy siiting on the shelf..’ derken kopruye giriyoruuuuuzzz.devam edıyorum ‘he is a just a toy…’.ve pat metrobus duruyor,hem de koprunun tam ortasında.’i want….a…coın’.gozumu kapatıyorum.Sarkıyı ve diğer sesleri duyamaz oluyorum,sırtımdakı terleri anlatmama gerek yok sanırım,kalabalıktanya da ınsanlardan bunaldıgımdan falan degıl bızzat ıcımdekı duygu kalabalıgından olusuyorlar,daha da abartıp ‘tamam’dıyorum,o gun bugundu ve tam da BENIM gececegım gunu buldu.Benden bı oncekını ya da bı sonrakını degıl,tam BENİ!!ykıılmaya nerden basladı acaba tam ortadan mı??off yagmur da yagıyor.. Yuzerek kendımı ne kadar ıdare edebılırım acaba?? dıyorum.O zamana kadar yardım falan gelır heralde.Yagmurun yagması iyi,evet evet suya batmam zorlasır,tabı suya kavusmadan otobusun ıcındkı ızdıhamdan olmezsem.Sonra aklıma ertesı gunun gazete mansetlerı gelıyor:’ıstanbul’da dehset!’ yabancı basın da eksık olmuyor tabii ‘the end of ıstanbul!’ hatta yunan haber ajansları kesın ‘constantınopolıs’ yazar dıye de,sımdı cok sacmagelen bı dusunce gecıyor bırden,hafıften de sınırlenıyorum..Geri geri de gidemeyiz ki arkada kım bılır kac tane araba,otobus..vs vs vardır..Tamam,şimdi ‘film şeridi olayına’ girebiliriz diyor ve baslıyorum…Gerisini siz dusunun;pişmanlıklar,hatalar,keşkeler…Tam bir kaos aman Tanrım!!!
ve birden nasıl oluyorsa,kendıme gelıp gozumu acıyorum ki;trafıktenmiş!! ve koprunun sonundayız bıle,dınledıgım sarkı(3.kez donuyordu mp3te) henuz bitiyor.Ve sarkının tamamı 4 dakıka 45 sanıye.Yanı tum bunlar 3 dakıka falan surmus.Kopruden cıkarken derın bır nefes alıyorum,oksıjeni sındıre sındıre,yıyorum adeta,nefes almak denmez boylesıne.Hah işte inecegım durak! zar zor ılerleyebılıyorum kapıya,bınbır zahmetle.Ayagımı yere bastıgım an ise dunyaya donusumle esdegerde…Hep oflayıp pufladıgım kalabalıga bu sefer gulumsuyorum,,ıslana ıslana evin yolunu tutuyorum…evet.’merhaba paranoyak halim!’

Her seferinde yanmayı seçen adam

Bir sürü “problem” yaşarsınız. Kimi büyük, kimi küçük. Kimi tek başınıza, kimini arkadaşlarınızla, kimini sadece tek bir kişiyle.

Tüm bu problemlerin çeşitli kaynakları olabilir tabi ki. Aynı zamanda da hepsinin iyi veya kötü bir çözümü olduğuna hemfikiriz sanıyorum.

Benzer şekilde sağdaki soldaki arkadaşlarınızla olan problemlerinizi kolayca çözmeniz veya çözmeyip direk unutmanız ne kadar mümkün ve kolaysa, o “tek” kişiyle olan hadiseleri çözüme kavuşturmakta aynı derece karmaşık ve çetrefilli bir iştir. Devamını oku

Şüphe

On yedi yaşındaki çocuk kral Tutankamon şaibeli bir biçimde öldürüldüğünde elbette ki arkasında bıraktığı eşi Ankesemon kendine alacağı yeni güveyi emri altındakilerden seçmeyecekti. Doğrusu Hitit kralı Şuppiluma şüpheye düşüp vakit kaybetmeseydi, Mısır’a göndereceği oğlu, Ankesemon’un rakipleri tarafından öldürülmesine fırsat kalmadan hem güzel bir geline eş, hem de koca bir devlete hükümdar olacaktı.

Şüphe bizi zaman zaman tehlikelerden uzak tutsa da, zaman zaman da bazen bir oğul, bazen bir devler bazense sadece bir dost kaybettirir.

Bunun içindir ki neyden, niye ve ne kadar şüphe edeceğimize çok dikkat etmeli, arkadaşlarımızı bir kalemde silip atmamalıyız.

Umuma açık blog.

Umuma açık günlük tutmanın garip bir işlem olduğunu belirtmeliyim. Bir sürü kısıtlama var aslında önümde.

Devamını oku

Bu mevsimde kurak geçecek!

Şiir veya ne idüğü belirsiz ancak belirli bir düzenle akan kısa dizeler yazmaya niyet etmiştim ancak galiba bunun için yeterli kapasiteye sahip değilim şu anda. Zaten şiir sevmeyen birisi olarak böyle bir şeye girişmenin saçmalık olduğunu söylememe hiç gerek yok değil mi?

Neticede içimde kara bulutların gezdiğini ve şu anda içinde bulunduğum binayı yakma potansiyelimin bulunduğunu, tuvalette sinirden duvarlara saldırdığımı anlatmak için dizelere ihtiyacım yok!

Devamını oku

Mahkeme, muhakeme?!

Allahım böyle yazılar da yazacak mıydım? Benki oynanan küçük oyunda dahil olup kendi eğlenceme bakarken olayların kontrolden çıkması sonucunda ruhumun şarampole yuvarlanma tehlikesini ciddi ciddi yaşayacak insan mıydım? Devamını oku

Evin Meleğini Nasıl Öldüreceğimin Resmidir

Not: Bu yazı kurgudur ona göre okuyun.

Bendeniz melekli bir kız olarak mutlaka arkadaşlarıma yardım eder, onların yardımına- her ne olursa olsun- koşarım. Onlardan fazla bir anlayış da beklemem aslında. Kendileri iyi olsunlar yeter. Bu arada tatillerde mutlaka çamaşır, bulaşık, yemek gibi rutin işlerinin yanında ara ara ev süpürme, tuvalet, banyo temizleme işlerine de girerim. Kendime vakit ayırmak mı? Yok canım kim kaybetmişte onu biz bulalım. Ben saçımı süpürge ederim çevremdeki insanlar için. Ayrıca derslerime de çalışırım ben. Ödevleri muntazaman yapar fakat bu arada hiç kendime ait bir hobi edinmem. Öyle okul için, başkaları için, uğraşır didinirim. Onlar iyi olsun tek.

Bu durumdan hoşlanıyor muyum peki? Yok canım ne münasebet. Nefret ediyorum bu durumdan. Ama gelin görün ki içime bir ev meleği kaçmış, ne çıkarabiliyorum onu içimden ne de onunla yaşamak keyifli geliyor bana. Yok bu böyle olmayacak artık. Kesinlikle birşeyler yapmam lazım. Bu melek kendim için yaptığım şeylere öyle engeller koyuyor ki anlatamam. Bir kere yazı yamak istiyorum ben. Uzun uzun vakitler harcayarak kurgular kurmak, öyküler, romanlar yazmak istiyorum. Yalnız bunun için kendime vakit ayırmam gerek değil mi? Anasını satayım melek izin vermiyor ki. Yok bir şekilde onu öldürmem gerek artık. Öldüreyim de ben de rahatlayım benim onları yazmamı bekleyen harfler de.

Meleğin katli öyle olmalı ki tarih boyunca yaşasın bu hikaye, gönüllere korku salsın, destanlaşsın. Yaptığım bu iş içine melek kaçmış her yazar olmak isteyen kıza ibretlik olsun, yol göstersin. Devamını oku

Başlıksız yazılarımdan biri

Anladım artık ya. Ben otu da boku da kafasına takan kompleks sahibi birisi olmadığıma inanamam artık. İşin kötü kısmı olduğumu da söyleyemem. Devamını oku

Az kaldı galiba

Sevdiğim bir abimden “Sen zor adamsın seni herkes sevemez” i duymak beklenmedik birşey değil tabi huysuz bir adam olduğunu her fırsatta dile getirmekten kaçınmayan biri için. Ama “Beni seven insanlar böyle seviyor” un devamı “Ne kadar daha sevebilir bu insanlar seni?” soru cümlesi ile biterse eğer işte o zaman derin bir kuyudan nasıl çıkarım derdine düşerim ben. Devamını oku

Pasif Agresif

Her ne kadar “Bizde aynı yollardan geçtik” klişesiyle karşılansa da sıkıntılarım, siyaset düşünmeden anlatacağım, anlatıp rahatlayabileceğim insanlarla birlikte olmam güzel gerçekten. Devamını oku

Yukarı Çıkabilir miyiz?

BURASI NERESİ LAN?

Selam, ben Burak ve sen benim blogumdasın. Burası çok saçma bir blog baştan uyarayım. Anlamlı yazılar yok, öyle üstün şeyler de yok. Gir bak işte. Bide aşağıdaki reklama tıklarsan bi kere çok sevinirim.