Steril Ortamda Arıcılık
Parttime ev kızı çıldırısa ne olur. Tabiki bilmediği ama işine de yaramayacak bir konuya sarar. Bu sefer ki konumsa arıcılık.
Her şey de olduğu gibi bu da ilk başlarda fena ilgimi çekti. Gezdiğim şirin bloglar, ağaçlara takılmış oğullar, arı kovanları arasında verilen samimi pozlar, bilmediklerimi anlatan bloggerlar falan derken bu merakın basit birşey olmadığını ne yazık ki farkettim.
Arıcılığın derinine inmeliydim. Lakin indikçe kafam daha fazla karışmaya, resimler daha fazla çirkinleşmeye, arıcılık gerçek yüzünü göstermeye, ben daha fazla arı ve garip petek resimlerinden huylanıp daha fazla kaşınmaya başladım. Kaşındıkça midem bulanmaya, midem bulandıkça daha yoğun kaşınmaya başladım.
Artık öyle bir evreye geldim ki bu gidişe bir son vermek lazımdı. Artık o iğrendiğim resimlerin üstüne üstüne gitmeli, inatla izlemeli, okumalı ve hem merakımı hem de kaşıntımı teskin etmeliydim.
Sonra yavaş yavaş ilk bilgiler dökülmeye başladı. Ama kaşıntı ne alemde diye sorarsanız son sürat girmeye devam ediyordu. Hele bir resim gördüm ki onu buraya koymaya gönlüm razı olmadı. Arı sevdalısı bir blogtaki resmin altında kraliçesiz kalan arının peteğe meme yaptığını yazıyordu. Meme mi? Resim o kadar iğrençti ki, petekten yukarı doğru uzamış koyu sarı, çirkin, tiksinç uzantılardı bunlar. Meme neydi ve neden bu kadar tipsizdi? Arılar kraliceleri öldü diye peteği protesto mu ediyordu? Benim kaşıntım neden birden bu kadar artmıştı? Artık bu kadar midem kalktıktan sonra geri de dönemezdim. Dönüşü olmayan bir yolun pişmanlığını çekiyordum.
Google’da Arattığım Anahtar Cümlem: Petek Neden Meme Yapar?
Çıkan sonuçlardan Petek Dinçöz’lü sonuçları sonuçları bir kenara ayırırsak bayağı bir sonuça ulaştığımı söyleyebilirim.
Peki bunlar beni rahatlattı mı? Maalesef ki hayır. Anladım ki bir çok arıcılık sitesi ve blogu yeni arıcılar için bilgilendirme yapmaktan ziyade, birbirleri arasında iletişime geçmek ve arı günlüğü tutmak için web aleminde varlardı. Bundan dolayı resimlerinin güzel mi, çirkin mi, oraya giren narin mideli kız kaşıntıya yakalanır mı, hiç bunlara bakmıyorlardı. Hem zaten benim gibi çatlakların işi neydi oralarda.
Kaşıntım ne yazık ki azalmak yerine daha da artıyordu. Artık öyle ki merakımı ilk ateşleyen tatlı arıcı bloguna lanet etmeye bile başlamıştım. Niçin sanki blogun konseptini bu kadar şirin yapmıştı. Niçin kırsal kesimdeki yaşamı bu kadar özendirici gösteriyordu?
Neden sonra yavaş yavaş asıl temeli veren siteleri keşfettim. “Arıcılık nasıl birşeydir”i anlatan videoları. Bunlar her şeyi tane tane anlatıyor, kamerayı peteğin dibine kadar sokup “korkma yavrum bir şey yapmaz” diyen annenin kediyi çocuğuna sevdirmesi gibi kovanı bize sevdirmeye çalışıyorlardı. Evet kaşıntım azalmaya başlamıştı işte. Sonra nasıl çıta yapılır, bal hasadı nasıl olur derken yine malum konuya geldi. “Arı peteğe neden meme yapar?” Şu soruyu arı neden bazı peteklerin üzerine kraliçe arı pupası yapar diye sorsalardı bu kadar gereksiz araştırmamış olurdum herhalde. Anladığım bir diğer şeyse orta okulda bana hepsinin yanlış anlatıldığıydı. Neymiş kraliçenin görevi sadece erkek arı ile çiftleşip yeni arı meydana getirmekmiş. Yok devenin bale pabucu. Arı bir kovanın beyniymiş. O olmadan hiç bir şey olmuyor, bal üretemiyorlarmış. Ortalıkta öyle sersefil dolaşmaktansa bazı pupalardan yeni kraliçenin çıkabilmesi için hemen hummalı bir çalışmaya başlayıp o iğrenç memeyi ortaya çıkartıyorlarmış. Nedeni buymuş.
…….
Aslında size anlatmadığım bir sürü şey varsa da (Kraliçe arı üretimi, arı keki, arı sütü, propolis, polen, kasnak çıtalar vs. gibi) burada duralım.
Şmdi ulen bu kız bunları bize niye anlatıyor diye sorabilirsiniz. Tabi ki kaşıntımın geçmesi için. Ve şu işe bakın, hakikaten de geçti.
Peki arıcılık merakım geçti mi? Yok tam aksine tırmanarak devam ediyor.
Evet şu aşağıdakiler de merakımın ve kaşıntımın suçlusu site ve blogların bazıları. Hadi bakalım biraz da siz kaşının.
http://cinarlik-aricilik.blogspot.com/
http://ariciilkyardim.blogspot.com/
iki dakika normal ol be:))
bende isterdim normal olmayı ya beceremiyorum ki.
)
Gülbahar seni kutlarım, doğru teşhis
Babannenin lafını az da olsa dinleme vakti gelmiştir sanırım.Sevgili rasa (açık etmiyorum) kulak arkası etme bence.
Verdiğin linklere şöyle bir göz gezdirdim.Zat-ı muhteremlerin birini fındık ağacında yaban arısı kafadan sokunca bana enseden kulağa doğu bi kaşıntı geldi…
Sen bırak bu işleri diyeceğim ama istemem ki yarın bir gün bulaşık süngeri ve mutfak bakterileri üzerine çalışasın.
Neyse, bir düşün bakalım yapılası ne var …
burak sabah sabah beni güldürdün allah iyiliğini versin. demek seni de kaşındırdılar.
hmmm, bakteriler… güzel fikir, neden olmasın? ama ilk önce şöyle güzel bir mikroskop edinmem lazım. zira bu tatil zor biteceğe benziyor.
Ahaha gelmişler yine sağdan sağdan

Reklamlarda bile arıcılık dönmeye başladı
Ama olsun yine de boş durmaktan iyidir. Yine de linklere tıklamıyorum şimdi gerek yok tüm gün kaşınmaya
tabi oğlum ne sandın? o reklam verenlerin hepsiyle anlaşmam var benim
@Burak BEKTAŞ
Tesekkür ederim Kardeş:))
yalnız artık söylemeden edemeyeceğim, RASAyı açık etmiyorsun ama ikidir gayet deşifre ediyor hayır:)) Hayır, et, tamam helali hoş olsun ama, ya hep ya hiç yani:P
@g.a (twitter gibi oluyor bu da yav)
canım sen bakma ona. Anormal bir kızı deşifre etmemek için yapıyor. başka birşey değil.
hem yine de şükretmek gerek. allahtan soyadını deşifre etmedi.
@rasa
ben de ne zaman soyadımı da yazacak diye bekliyorum zaten:P
Olmaz kardeşim çifte standart var:))
Not: Burak bunlar sadece şaka, yaz gitsin ismimi ne olacak yaw, buradaki, herkes biliyo zaten kimin kim olduğunu.
Gülbahar ben senin adını mı yazdım, nerde ?
rasa’cım sende şansını zorlama. Çok istiyorsan değiştirsinler K.Adını
Not’a cevaben Not: Ben bilmiyorum, bilmek istemiyorum. Görmedim duymadım, haberim yok, masumum..
Son olarak, muhabbeti çözebilmek için bir hayli düşündüm:) Yanlış anlamışsam bozmayın..
@Burak BEKTAŞ
Bak hala gülbahar diyo:D yok muhabbeti doğru anlamışsın sen. ben her zamanki gibi yanlış yazdım. Malum düzeltemiyorum da.