Sonrası Rûyalar
- 16.08.2010 09:31
- Yazan: Burak Bozyiğit
- Yorum yaz
Selamlar,
Uzun bir aradan sonra yeniden yazıyorum. Yazılar arasında bu kadar zaman farkı olmasının sebebi olarak üşengeçlik ve aklımdaki şeyleri tam olarak toparlayamamam olarak düşünülebilir aslında.
Herşeye rağmen gözümü karartıp bir kaç satır birşey yazmaya niyet ettim, başladım.
11 ayın sultanının içinde olduğumuz şu zamanlarda ben garip bir şekilde sabrımı test etmekle etmemek arasında gidip geliyorum anlayamadığım şekilde. Yani şu durumda bir takım şeylerin eksik olduğunu, bir takım şeylerin fazla geldiğini hissediyorum ancak elimden gelen bir şey olmuyor.
Harflerin ekrana çıkış sırasından bu yazının alabildiğine saçma bir hâl aldığını ve başta, başlıkla ilgili yazacağım şeylerin başka şeylere dönüşerek ilgisiz şeylerin ortaya çıktığını tahmin etmekteyim. Sonunda neler olacak hepimiz göreceğiz.
Bu arada sitenin içeriğini zenginleştirmeyi düşündüğümü sölemişmiydim? Biraz daha fazla şey yazmayı düşünüyorum ve bu “şey”lerden bazıları oyun incelemeleri. Oyun incelemesi yapıp siteye eklesem nasıl olur? Tahminimden daha zor olacak galiba ama yine de her gün olmasa da ayda en az iki kere bir yazı yazabilirim. Hemde site bilinirliği artar bu şekilde diye düşünüyorum (ne zamandan beri site bilinirliğini umursuyorsam?).
Yeni bir işe başladığımı biliyorsunuz. Bu işte 2. ayımı bitirmek üzereyim. Web siteleri yapan bir firmada CSS kodlayıcısı olarak çalışmaya başlamıştım. Halen o işteyim
2 sene gibi uzun sayılabilecek bir süre PHP kodlamış, Linux kullanmış, OpenSource’un güzelliklerini görmüş biri olarak şu anda burnuna kadar C#.Net ile uygulama geliştiren bir firmadan çalışmanın benim için azap verici olduğunu tahmin edebilirsiniz sanıyorum. Üstelik yaşadığımız tüm problemler tamamen .Net platformu kullandığımızdan dolayı başıma gelmekte.
Siteyi kodluyorum, özene bezene her açıdan “valid” yapıyorum. Kodcular geliyor, yaptığım şablon değişiyor, geçerli belge olmaktan çıkıyor olay ve ben kodladığım tasarımı yeniden kodlamak zorunda kalıyorum ki boşuna zaman kaybı yaşadığımı söylememin gereğinin olmadığını düşünüyorum. Tüm bunları aklımdaki gelecek planımı gerçekleştirebilmek için çektiğimi bilenleriniz vardır sanıyorum.
Evet, hayatımın geri kalan kısmında bu şekilde şeylerle uğraşmak istemiyorum. PHP’me geri dönüp mutlu olmak istiyorum. Daha doğrusu üniversiteye dönüp Bilişim Merkezinde kaldığım yerden hayatımı sürdürmek istiyorum. Hayatımın en güzel iki senesini geçirdiğim iş ortamında mutlu olduğum insanlarla çalışmak istiyorum. Tamam şimdi doğrusunu söylemek gerekirse şu anki işimdeki insanlarla da iyi anlaşıyorum ama oradakilerle ilişkim nasıl iş arkadaşlığını aşmış bir durumdaydı. İş arkadaşı, beraber psikopatça hayaller kurduğumuz, “aaa öğle yemeğini şurda yiyelim” dediğimiz ve gidişte, dönüşte ve yemekte “iş arkadaşı”ndaki “iş” sıfatını atıp arkadaş olduğumuz kişilerdi. Hepimiz birbirimizin hayatında vardık, nasıl diyeceğimi bilmiyorum sadece anlamış olmanızı umuyorum demek istediklerimi.
Burada ise “iş arkadaşı” sıfatından ileri geçmek düşünülemiyor bile. Ofis dışında yapılabilecek tek etkinlik metrobüse beraber yürümekmiş gibi geliyor. Arada bariz şekilde özenle çizilmiş ve geçilmesi hoş karşılanmayan sınırlar bulunuyor.
Haliyle bende karşımdaki insanlara göre kendi kendime sınırlar çiziyorum.
Hayatımın geri kalan kısmını (en azından geri kalan kısmının bir kısmını) Marmara Üniversitesi Bilişim Merkezi’nde geçirmek istiyorum. Bunun için planlarım var. KPSS’ye girip memur olmayı düşünüyorum. Memur olacağım. En azından ilk aşamada memur olacağım. Sonra da işleri çözümleyeceğim.
Daha fazla detay veremiyorum, vermek istemiyorum açıkçası yani. Dereyi görmeden paçayı sıvamış olmak istemiyorum.
Gelgelelim bu yazının asıl konusuna. Evet bunca yazdığım şey asıl konuyla uzaktan veya yakından alakası olmayan şeylerdi.
Konumuz benim Ramazan’la birlikte yeniden rüya görmeye başlamam. Evet, ay başladığından beri sık şekilde rüya görüyorum ve bunları unutmuyorum.
Her türden rüya olduğunu söyleyebilirim. Zengin içerikli yani
İş arkadaşlarım var içinde, dostlarım var, arkadaşlarım var. Kimisiyle sevgili oluyorum. Kimisiyle düşman, kimisiyle ben onu tanıyorum ama o beni tanımıyor gibi davranıyoruz. Garip şeyler yani. TIR şoförü olduğumu bile gördüm.
Tüm yazının şu 5 satır yazı için yazıldığına inanamıyorum.
Durum böyle işte.
Kalın sağlıcakla.
Not: Rûya yorumundan anlayan var mı?
ben azcık anlarım ama senin rüyalarını yorumlamaya tövbeliyim
Yok aman sana rüya anlatmaya da ben tövbeliyim. Sağol
Sevgili Burak
Rüya görüyor olman umarım seni mutlu etmiştir.Zira ben senin adına sevindim.Sık sık diğer insanların rüyalarını meşgul etmeme rağmen bir tek kendi rüya darboğazımı aşabilmiş değilim.Rüyasını dinlediklerimde artık anlatmaz oldularçünkü çok merak ediyorum ayrıntıları.Bu da onları skıyor olmalı.Tamam kabul öküz altında buzağı aramak benimkisi..
Hayırlı Ramazanlar..
Birde Marmara’nın herhangi bir birimini sevebilen bir insan olarak seni kutluyorum.Takdire şayan.
Etmez mi tabi etti mutlu. İlginç ve yaşanmaya değer bir deneyim. Kendimi rüya görürken dışardan incelemek isterdim aslında.
Marmara’nın herhangi bir bölümü değil işte orası. Öğrencilerin erişebileceği, erişemeyeceği neredeyse aklına gelen tüm birimlerle öğrenci gözüyle personel olarak ilişkide bulunmuş biri olarak orası dediğin gibi olmayan tek birim
Sağol yorumun için sana da hayırlı Ramazanlar