20 yıl…

Tam yirmi yıl oldu ben gözlerimi dünyaya açalı…Şimdi biri çıkıp dese ne bu 20 aşağı 20 yukarı, çok mu yaşadın.. Haklıdır..
Hiç birinizin dedesinden, babasından, hatta belki bu yazıyı okuyacak olanların kendinden bile çok yaşamadım hayatı. Ömrün uzun mu kısa mı olduğu tartışılır tabi. Dünyaya gözünü açamadan veda eden anne güzellerinin ömrünü düşünürsek, çok bile sayarım 20 yılı.

Evet göreceli olarak uzun yada kısa, çok insan tanıdım, çok şey sığdırdım, çok şey yaşayıp, çok şey öğrendim.
Gözümü açtığım andan itibaren sorgulayan gözlerle baktım, hep merak ettim. O günden bu güne de değişen çok fazla birşey olmadı. Küçükken oyuncakların içini merak ederdim, daha sonraları insanların içini merak eder oldum.

Doktor değilim yada kimseyi öldürmedio bu merak yüzünden. Ama bu nacizane düşünce dünyam hep bunun üzerine kuruldu. Dünya’da nedeni, niyeyi kurcalamayan insanlar gibi normal vücut ölçülerine sahip olamadım hiçbir zaman.
Bu kadar düşünüpte hiç bir sonuca varamamak üzücü..Nihayetinde gerçek bu. Işin sinir bozan tarafı 20 yıldır kimse çıkıpta “Ne Aristo ne Fuzuli bulamamış insanın sırrını, sen neyine güveniyorsun” demedi. Belki onlar çözmüştür de, ben anlamamış olabilirim. Buda bir olasılık..

Mükemmel miyim ben? Tabi ki hayır.. O tren kaçmış, mükemmellik mührünü alanlar tahtını çoktan yapmış. Peki ben mükemmelin edası mı var bende, öyle sanıyorum ki yok. Nirvana tutkusu ? Elbette..

Istemiyorum ki bu yazı klasik bir kadın erkek çatışmasına dönsün. Aklımdan geçenler bunun üzerine ama yazmayacağım. Kadınlara ne gözle bakıp, erkekleri nereye oturtugumu az çok bilir bu yazıyı okuyanlar. Erkekleri savunduğum filan yok yani.
Niyetim son söylenecek olanı ilk söylediğim gibi kesip atmak. Daha öncede sordum ama cevap veren olmadı.
Madem huysuzum, gıcığım ve sinir bozuyorum. Neden bırakmıyorsunuz beni. Bunu başaran canlı organizmalar tanıyorum ben.
Kimseye neden diye sormayacağım, bağırıp çağırana ağzımı açıp laf etmeyeceğim. Alacağı olan buyursun bu dünyada alsın, beni bana bıraksın.

Turgut UYAR’ın dediği gibi;
Aşkımda değişebilir, gerçeklerim de.
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum.
Hiçbirinizle dövüşemem
Siz ne kadar derseniz deyiniz.
Benim bir gizli bildiğim var..

Burak BEKTAŞ
01.07.2010