Son olmasından mıdır? Kim bilir?Ama son zamanlar yapılanlar hep giderayak..

Ister son olduk diye, ister tebdil-i mekanda ferahlık vardır parolasıyla yer değişikliğiyle, istersenizde 1 dk sonrasına garantisi olmayan bir adamın ağzından işittiklerinizle..giderayak..

Kime, nereye, nasıl gider bilmek birşeyi değiştirmez.Olmasın, olmasaydı, olmamalıydı dediği çok şey oldu. Olan bitenden sonra herşeyi sardı başa, şurayı şöyle yapsaydı, burayı böyle yapsaydı, burayı böyle geçseydi, şunu söylemeseydi, dikkatli olsaydı, daha dikkatli olsaydı…saydı…saydı…

Ne mi değişti? Hiçbirşey..Ama ders almasını öğrendi. Yaşamadan bilemezdi.

Yaratıldığı gibi çamurdandı ruhu. Suyu fazla, toprağı az. Nasıl derler “cıvık”tı sanki.Kabından taşmıyordu belki ama kabın dibinden sızıyordu ince ince..

Şimdi bir soru, sızan kaptan geriye toprak mı kalır yoksa tamamı suya karışıp gider mi?

Yıl 89, mevsim kış ve aylardan Şubat. Kim derdi ki yitip giden bir fikir akımı yeni bir temsilci kazanacak. Tükenmeye yüz tuttuğu son zamanlarında yeni yüzyıla bir temsilci doğacak.

Bildiğiniz herşeyi unutugunuz anlar vardır ya, işte tam o zaman gelir tüm fırsatlar,

En mutlu olduğunuz an var ya, işte tam ardından gelir en büyük kırgınlıklar,

Hani en güvendiğiniz an vardır ya, tamda o anda yıkılır tüm taşlar.

20 yıl önce, mevsim kış ve aylardan Şubat. Ikindi vakti tek başıma, güzel bir hemşirenin sıcacık gülen gözlerine, ama eldiven giymiş soğuk ellerine gözünü açan bu adam için birşeyler değişti. Bildiği herşeyi unuttu, en mutlu olabileceği anı yaşadı, güvenin doruk noktasına vardı. Ardından olanlara bir bir katlandı 20 yıllık, 3′ün 1′i ömründe.

Ne mi değişti? Hiçbirşey.. Ama vazgeçti savunduğu herşeyden. Tek başına Dünya’yı karşısına almayı göze almıştı savunduklarıyla ama vazgeçirmeyi başardılar. Bu adam şimdi kendi için birşeyler yapmanın zamanı geldiğine inanıyor. Tek başına kalacağını bile bile..

Ne “Özlem”i baştan yazacak ne “Mutluluk”u.Lise defterini açtığında arasından dökülen şiirler gibi birer anı olacak ona tüm bunlar. Herşeyin farklı olduğu zamanlara ait birer anı..

Ilk 20 yılı, huysuz ama becerikli, aksi ama iş bitiren, dengesiz ama sevimli, yakışıklı değil ama sempatik, istenmeyen ot ama her eve gerekli, gitme ama bir tur at gel’lerle geçti.

Nereden nereye demek onun harcı değil. Sırça köşkünden yer kapmak umrunda değil. Onun derdi “sıçmadan” toparlamak.

Aslanla dövüşmesini, ayı ile güreşmesini, yılandan ürkmesini öğrendi.”Söylesem hükmü yok, sussam gönül razı değil” lerdeydi ya, o masadan kalkmayı, sözün hükmünü yitirdiği yerde, laf etmemeyi öğrendi.

Şimdi değil, giderayak; sıfırdan değil ama yeniden başlamayı seçti.

Korkmasınlar, Sıra Bende…