Bir süredir aklımdaydı bu yazıyı yazmak. Hatta başlığını falan da hazırlayıp bırakmıştım. Anca fırsat bulabiliyorum yazmaya.

Hoşuma gitmeyen bazı şeylerden bahsedeceğimi söyleyebilirim sizlere bu yazıda. Önemsiz gibi görünen ama benim için oldukça önemli bir şey.

Mesela, birisiyle görüşmek istiyorsunuz, iki hafta sonra boş vaktiniz var, ya da şöyle diyelim, iki hafta işiniz var, 3. haftasonunda boşsunuz tamamen. Henüz bir işiniz yok. Fırsattan istifade uzun süredir görüşemediğiniz bir arkadaşınızı arıyorsunuz görüşmek için.

Boş olması neredeyse kesin, eğer bir firmada yönetici, CEO veya başka önemli bir şey değilse, kısacası “sade vatandaş” denilen biriyse üç hafta sonrasında büyük ihtimalle bir işi yoktur.

Neyse, arıyorsunuz bu kişiyi (veya mesaj atıyorsunuz işte herneyse), hal-hatır sorma faslından sonra niyetinizi söylüyorsunuz, diyorsunuzki “üç hafta sonra şu gün görüşelim!”. Karşınızdakinin en fazla “bilmem ki o zamana kadar ne olur?” demesini beklersiniz.

Ancak öyle denmiyor. “Bir işim olmazsa görüşürüz” cevabı duyuluyor/okunuyor telefonda. Ne demek ki bu şimdi? “Bir işim olmazsa görüşürüz”. Zaten 3 hafta sonra benimle bir işin olsun diye, başkalarından önce o günü ayırayım diye şimdiden arıyorum soruyorum ki “bir işin olmasın”.

Kişisel olarak, insanların, diğer insanlara verdiği değerlerin bir skalası olduğuna inanıyorum. 1: Önemsiz/Harcanabilir, 3: Meraba, meraba o kadar!, 5: arada konuşabiliriz, etkinlik yapılamaz olabilir mesela. Tabi en yüksek değerleri unutmamak gerekli, 8: yakın arkadaş, 9: dost veya çok yakın, 10: uğruna herkes/herşey satılabilen kişi denilmiş olabilir.

Tabi bu liste kişiye göre değişkenlik gösterebilir. Örnek verdim sadece. Peki biriyle anlaşmışken, başka birisinin iyiniyetini veya başka bir iyi düşüncesinin ardına sığınarak “bir şey demez yaw” deyip iptal edip başkasıyla görüştüğünüz birisi kaçıncı derecede bulunur? 100 puanlık soru.

Aslında sinir oluyorum bu duruma. Hemde çok.

Çok başıma geldi o yüzden sinir oluyorum. En yakın bellediklerim, uğruna tüm şehrin bir ucundan diğer ucuna yol tepip, başka işlerimi ertelediğim kişi bana bunu diyor.

Sonra da o kişinin “işi çıktığı” için iptal olan programımı eski şekline getirebilmek için bir yığın uğraş ve hayal kırıklığı.

E yadırgıyor insan haliyle. Haksız mıyım?

Belki de tüm problem benim insanları o üst seviyelerdeki derecelere çok çabuk taşıdığım içindir. Ya da benden değil, başkaları o dereceleri anlık olarak işlerine geldiği gibi değiştirdiği içindir?

Bilmiyorum.

Önemli de değil zaten.