Haziran, 2010 için arşiv kayıtları

Dünya değişmedi, biz değiştik

Dünya değişmedi, biz değiştik.Çocuklar değişmedi biz yetişkinler çirkinleştik.

Babasının canavarca kullandığı arabanın küçük camlarından dünyaya umut dağıtırcasına gülümseyen çocuklar var hala. Aldığı ekmeği yolda tırtıklayan çocuklar hala var. Çocukken bunları yapıp şimdi banka hortumlayan,insanını insanlığını satanlar dünya değişti yalanını uydurdu yaptıklarını meşru kılmak için.

Dünya hala aynı dünya, biraz ısındı, biraz çölleşti belki ama hala aynı masumiyetin sahibi.Çocuklar varoldukça, yenileri doğdukça dünya hep masum kalacak.

Var mi hala çocuk kalabilen var mi ben hala masumum diyen?

24/05/2010

“Seni Seviyorum”u nasıl ifade edebilirim?

Merhaba!

Bu yazı eski anıların, çok eski anılardan parçaların bir anda aklımda ışımasından doğmuştur. Daha doğrusu sadece başlığı öyle doğdu. İçini bir şekilde ben dolduracağım umarım.

Devamını oku

KÜTÜPHANE OKUYUCULARI

Eğer şimdiye kadar kütüphanelerin sessiz, sakin ve monoton olduğunu düşünüyorsanız bu fikrinizden hemen vazgeçin. Zira asla hiçbir gün diğerini tutmuyor. Bunun en önemli göstergesiyse okuyucular. Nedense düzenli gelen okuyucuların neredeyse hiç biri, bende dâhil, normal değil.
Örneğin;
– Sadece 17 yaşındaki kızına koca, kendine sevgili bulmak için gelen 45’lik Cevriye Hanım.
– Yanıp yanıp sönen Türk bayrağı broşlu, rengi solmuş Atatürk kolyeli, yalnızca “Osman Aysu” okuyan, herkesle ukala ukala konuşan 65’lik Şükriye Hanım.
– Konularına göre ayrılmış atasözleri kitabı hazırlamak isteyen teknik lise öğrencisi milliyetçi Fatih.
– Kitabın hangi sayfasından hangi çeşit çekirdek kabuğu çıktığını bile not ederek getiren 35’lik Kemal Bey.
– Sadece seri kitapları okuyan 9 yaşındaki süper zekâ Mustafa
– Çocuğunda gözlemlediği her tuhaf hareket için kütüphaneye koşan 28 yaşındaki Zeliha Hanım ve onun ultra ince sesli 32 yaşındaki kocası Mehmet Bey.
– Aldığı kitapları unutup “ Niye alanlar getirmiyor?” diye sinirlenip “O kitaplar sizde ve hala getirmemişsiniz.” deyince de zeytinyağı gibi üste çıkan lise 2 öğrencisi Zehra.

Ve daha anlatamadığım nicesi…
Aslında kütüphanelerde eğlenmemek içten bile değil. Salt okuyucularla meşgul olun yeter.
Bir gün yeteri kadar malzeme topladığıma kanaat getirdiğimde onlar hakkında eğlenceli öyküler yazmak isterim.

Canım Tilkilerim

Aklımda çeşitli tür ve ebatlarda tilkilerin dolaşmaya başlamasının üzerinden bir süre geçti. İlk başlarda dayanamayacak, herşeyi yıkma pahasına tilkilerin tasmasını çözüp dış dünyaya salmaya niyetlendiydim.

Devamını oku

3 yıl oldu..

Şimdi fark ettim.Küçük bir şehrin gecesinde fısıltı sessizliğinde ekmek yapan firincinin sesini özlemişim ben.Bu koca şehirde onların bile sesi duyulmuyor.Sabaha kadar hamur yoğuran makinenin gürültüsü, bazen ekmek işçisinin yanık bir türküsü.

Küçük bir şehrin ana yollarından tek tük geçen otomobilin ıslık sesini özledim.Sabah serinliğinde uyuyan şehrin sessiz uyanışını, kimseleri rahatsız etmek istemeyen hallerini özledim.

Küçük bir şehrin aynı dili konuşan insanlarını özledim ben.Tatlı dilli yaşlı teyzelerini, kırmızı yanaklı güzel kızlarını, haşarı çocuklarını özledim.Denize inen küçük sokaklarında, bir aşağı bir yukarı gidip gelmeyi özledim.

Küçük bir şehrin birbirini seven insanlarını özledim ben.Bozkurt önünde kuyruk, Avni Aker’de coşku, Boztepe’de dingin oluşlarını izlemeyi. Ganita’da ruhunu taşıdığım Karadeniz’i seyretmeyi özledim. Beni ben yapan, herşeyini paylaşan yosun kokulu ıslak şehrimi özledim. Kavuşma anı çok yakın..

26/05/2010

Yukarı Çıkabilir miyiz?

BURASI NERESİ LAN?

Selam, ben Burak ve sen benim blogumdasın. Burası çok saçma bir blog baştan uyarayım. Anlamlı yazılar yok, öyle üstün şeyler de yok. Gir bak işte. Bide aşağıdaki reklama tıklarsan bi kere çok sevinirim.