Sonbaharda ağacından ayrılan yaprakların hüznü
- 25.05.2010 02:23
- Yazan: Burak Bozyiğit
- Yorum yaz
Hayatım sonabaharda ağacından ayrılmaya hazırlanan bir yaprağın hüznüyle kaplandı son bir ay içinde. Tüm planlarım ters yüz oldu ve bende o ağaçtan kopacağım anı beklemeye koyuldum.
Belkide bu kadar umutsuz olmak anlamsız. Hatta kesinlikle anlamsız eminim ki ancak elimden niyeyse sadece kötü tarafları görmek geliyor.
Nitelikli bilişim kölesi olarak işe girdiğim gerçek dünyaki ilk işimden kovuldum. Pek sevgili(!) birim sorumlusu olduğunu tahmin ettiğim kişi “performans düşüklüğü” gerekçesiyle benimle birlikte 2 kişiyi daha kapı dışarı koydu. Halbuki ben kesinlikle performansımı ve yaptığım işleri biliyordum ve böyle saçma bir sebepten işten atılmayı haketmediğimi gayet iyi biliyorum.
Hayatta insanın her istediği olmuyor. Aklı başına çok sonra geliyor bazen. Şu anda uğraştığım şeyi daha önce yapsam, o lanet KPSS sınavına daha önce girip istediğim yere kapak atmış olsaydım o zaman dünya kesinlikle yaşanmaya değer bir yer haline gelebilirdi.
İçinde bulunduğum şu durumda ise dünya kadar boktan bir yer daha olduğuna inanmakta güçlük çekiyorum.
Herşeyin yanında birde parasızlığın yakında, hemde çok yakında kendisini dünyamın içine doğru kanırtacağı konusunca ciddi kaygılar taşımaktayım. Yaptığım hesaplar patlamadığı takdirse en fazla 2 ay daha bu şekilde dayanabilirim. Sonrası karanlık, boşluk, NULL vs. vs.
Hayatta dostların yerini daha iyi anladığım bir dönemdeyim ayrıca. Özellikle bir şey gelmedi başıma ancak her tribini çektiğim, her türlü tribimi çeken birilerinin orada olduğunu bilmek herşeye rağmen huzur veriyor insana.
Yine karamsar kısma geri dönecek olursak, ruhumu, hayatımı gözümü kırpmadan bölüp yarısını onunla takas edebileceğim biri sıfatını taşıyan bir canlı yine bulunmuyor. Bu durum aslında önemsizmiş gibi görünsede aslında çok önemliymiş farkettimki.
Bisiklet gidonuyla konuşan birisi olarak iyice tırlattığımı kamuoyuna duyuruyorum. Evet, gidonla konuşuyorum. Kendime bile açmaya şüphe içinde yaklaştığım en gizli düşüncelerimi bisikletimin gidonuyla paylaşıyorum. Galiba sosyalleşme yolunda büyük bir adım atmamı sağlayacak bu durum ilerde. Yersem…
Nitekim işsizim, para konusu gün geçtikçe yük olmaya başlayacak -başladı hafiften- ve hayatımın bu kadar “uzun” olmamasını dilemeye başladım. Ne kötüdür ki hiçbir yerde kalan zaman sayacı bulunmamakta ve ben oyun ne zaman bitecek bilmemekteyim.
Ah unutmadan, bilgisayar oyun edinip oynamaya başladım, yani oyun oynuyordum da yeni oyunlar edindim. Bir tanesi ekran kartımın bir probleminden kaynaklı olarak ara ara mavi ekran vererek beni monitörlerimi ve kasamı ellerimle parçalama isteği doğuruyor. Diğeri ise bu boş halimden olacak oldukça kısa geldi. Dün başladım, 15 dk önce bitirdim.
Neyse işte…
Sağlıcakla kalın.
Her tribini çektiğim derken, o arkadasın kesin ben değilim bunu anladım, çünkü ben asla trip yapmam, hıh:)
ama o dostun ben değilsem kim ha? söyle bana? vayyy burak bey demek daha iyi arkadaslarınız var, bunu bildiğim iyi oldu. bundan sonra ona göre muamele yaparız biz de:D:D
Allahtan trip yapmıyorsunuz. Bir de yapsanız demekki dünyada barınmak mümkün olmayacak
yapmıyorum tabi