RSS
insanlar

Sevgülü günlüh

Selamlar,

Uzun bir aranın sonunda yeni bir yazıyla karşınızdayım. Bir süre önce geçirmiş olduğum kaza sonrasında yanağımda şu anda çok çok ufak bir şişlik var ve inmesi an meselesi.
Bu süre zarfında bisikletimle gezintilere devam ediyorum tabii ki. Süreyyaplajı Sahil - Fenerbahçe Parkı arasındaki  mesafeyi tek seferde gitmek bacaklarım için mükemmel bir egzersiz oluyor (Geri dönüşü de var tabi) ancak şu sıralar bacaklarımı fazla yordum sanıyorum.

Bugün yine standart parkurumu tamamlamak niyetiyle asıldım pedallara ancak ne yazıkki Caddebostan sahilini 2 Km kadar geçtikten sonra bisikletim tüm şehvetiyle gitmek istemesine rağmen bacaklarım isyan bayraklarını çıkartıp üzerime saldırdılar. Neticede yolun kenarındaki banka çökmek zorunda kaldım. Bir süre dinlendikten sonra gerek yavaş gerekse hızlı pedal darbeleriyle eve dönmeyi başardım.

Bugün ofiste üzerinde denemeler yaptığımız Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı sitesi çalıştığı halde yaklaşık olarak 45 tane siteyi ve böylece zilyon tane dosya kopyalama, bir değişikliği hepsine tek tek uygulama vs. uğraşlardan kaçınma gibi sebeplerden aynı koddan çalıştırdığımız için geçici olarak SGDB’de oluşturulan ve her site için gerekli olan bir kısayolu diğer 3 sitede oluşturmadığımız için (sadece 3 tanesi çalışıyor, ötekileri geçirmedik henüz) diğer sitelerin çöktüğünü çok çok sonradan farkettik :D

Şimdilik bir çözüm üretip kesin çözüm için yarını beklemeye karar verdik.

Ha bir de bu aralar aklım bir karışık ki derdimi kimselere anlatamam.

Ben halayın başıyım ley ley.

No Comments |

ilerleyen gün

Aslında yazacak bir şey yok. Sadece bugünkü resmimi eklemek için yazıyorum.
Şişim inmiş ama. 2 gün önceki gibi değil.
Buyrun efendim. Bugünkü ben: http://www.burakistan.com/09_06_09.gif

No Comments |

kapanan yaralar

Geçirdiğimbisiklet kazasından sonra İBB Beyaz Masa’ya yazdığım yazı neticesinde bugün beni garip konuşmalı biri cep numarasından arayarak çukurun nasıl bir şey olduğunu ve nerede olduğunu sordu.
Bende tarif ettim nasıl bir şey olduğunu. Ondan sonra kapattık telefonu. Konuşmanın amacını çözemedim açıkçası
Başka herhangi bir şey konuşmadan kapattık telefonu. Umarım o çukuru kapatırlar (dün baktım oraya, aslında çukur değil göçük) başka birine bir şey olmadan. Kapatmasalarda ışık koysunlar yeter.

Aslında bugün sıyrıklarım daha bir belirgin hale geldi. Sabah Sinan’ın ısrarıyla birlikte medikoya gidip doktora gösterdim yanağımı.  İki tane krem verdi sürmem için. Eczaneye para bayıldım birde onlar için.

Kremlerden bir tanesi Madécassol, diğer garip bir ilaç mavi kutuda ve iğrenç kokuyor, ayrıca kokusu gözümü yakıyor.

Neticede mor gözümle bir günü atlattım. Bugün çekilmiş resmimin linki aşağıda. Günlük rapor yazacağım buraya her gün.

Link: http://www.burakistan.com/08_06_09.gif

2 Comments |

gecenin kör karanlığı ve martılar

Selamlar,
Ben 3 senedir bisiklete binememenin verdiğisinir bozukluğuyla yüzleşirken geen hafta bir bisiklet ile bu hasrete son verebilmiş bulunuyorum.
read more »

5 Comments |

paranoya

Yazmak istiyorum,

adını bile koyamadıgım, ne olduğunu bir türlü algılayamadığım bu hisleri kelemilere dökebilsem, anlatabilsem kurtulacakmışım gibi hissediyorum. bir insanın tek bir kelimesi, üstelikte önemsiz sacma bir kelimesi beni nasıl böylesine etkilimeyi basardı; nasıl oluyorda sabahın erken saatlerinden bu yana kendimi bu sacma seyle mesgul edebiliyorum. nasıl oluyor da böyle karmasık düşüncelere sürüklenebiliyorum, anlamıyorum… daha kendim bile anlayamıyorken kimseye de anlatamıyorum tabi… sanki yazsam, anlatsam, kusssam mideme oturan bu taştan sonsuza kadar kurtulacakmışım gibi hissediyorum, hissediyorum ve deniyorum ama anlatamıyorum. anlatmak için önce anlayabilmek gerekir biliyorum. halbuki daha ben kendim bile bunun ne oldugunu anlayamıyorum. sacma oldugu biliyorum. Hatta! ortada hiçbir sorun olmadıgını da biliyorum, neden küçük seylerin altında büyük duygular, kırgınlıklar, kızgınlıklar arıyorum.

her küçük işaretin altında büyük seyler yatar mı gercekten? peki bunun altında yatan sey iyi mi yoksa kötü mü? bunu duyduguma üzülmeli miyim yoksa sevinmeli mi? bunu duyduktan sonra artık harekete mi gecmeliyim yoksa her zamanki gibi beklemeli miyim olduğum yerde? belki de geri dönmeliyim arkama bir daha  bakmadan düşünmeden geri dönmeliyim? peki ya bu işaret degilse, ya sadece bir kuruntu ise?  bu bir reddediş geri gönderiş ise eger yada tam tersi ya bir kabulleniş, sahipleniş göstergesiyse? yada hiçbirşeyse. evet evet ya bu bir hiçbirşeyse ve ben hala bunu anlamayamıssam.  kendimi zihnimi ruhumu bir HİÇBİRSEY uğruna böylesine yormussam. :(

3 Comments |

karışık

garip bir şeyler geziyor içimde bugün… böyle yazmakla yazmamak, cümle kurmakla kelimeleri kusmak arasında gidip geliyorum.

read more »

No Comments |

#başlıksız#

Andırırsın beni bana, bana beni,
Dediklerinde, duyduklarında,
Yazdıklarımda seni bana, bana seni,
Söylemesem bile, saklamadıklarımda.
Ah hep aklımda, hep aklımda;
Andırırsın seni sana, sana seni,
Gözlerinde, kulaklarında, dudaklarında.

1 Comment |

MUHATTABINA

yeniden cevapsız sorularla boğuşmaya basladı içim seninle birlikte
uykuya dalmış topraktan yeserenler gibi, “delip geçen”
“anlamsız bir rüyayla başlayan,”
“geceden sabaha uzanan düşlerle devam eden,” “fakat bir türlü sonu gelmeyen!”
“istesemde bitmeyen,” “yanıltan ama yanıtlanmayan” sorular.
bana mı düşer bu soruları cevaplamak yoksa muhattabına mı?
ah bi bilsem,
bilebilsem…
vakit gec olmadan anlatabilsem.
anlayabileceğinden emin olabilsem.

Söyleyebilsem…

                                                                          G.A

No Comments |

muamma

ne haberini almaya katlanabiliyor yüreğim

ne habersiz kalmaya,

varlığını istemiyorum

gel gör ki yokluğuna da alısamadı bu deli

kokunu duymak iyi gelmiyor bedenime,

duydummu içime cekmeden de edemiyorum.

ne sensizlikle bas edebiliyorum ne de seninle..

ne gel diyebiliyorum sana; ne de uzak dur benden.

elim telefona gidiyor arayamıyorum,

arama fikrinden nefret ediyorum da!

düşünmeden de edemiyorum…

katlanamıyorum yüzünü görmeye, kapımdan geçişlerine katlanamıyorum!

sokağımda olduğunu her hissettiğimde kendimi cama koşmaktantan da alamıyorum

hatırlatma bana kendini istemiyorum,

bensiz yasagını, güldüğünü, üzüldüğünü hatırlatma.

her uğradığında, kokunu kapımda bırakma

resimlerden, hediyelerden kurtulmayı basardım da

anılardan kurtulmak zor geldi aklıma.

bilirim her zorun bir kurtuluşu olur da,

ben bundan kurtulmak istiyor muyum

işte orası muamma.

G.A

2 Comments |

Güven.

Güven nedir?
Bir insanın, başka bir insana gözü kapalı canını bile emanet edebilme durumudur tanımlamaya çalışırsam. read more »

1 Comment |