Parttime ev kızı çıldırısa ne olur. Tabiki bilmediği ama işine de yaramayacak bir konuya sarar. Bu sefer ki konumsa arıcılık.
Her şey de olduğu gibi bu da ilk başlarda fena ilgimi çekti. Gezdiğim şirin bloglar, ağaçlara takılmış oğullar, arı kovanları arasında verilen samimi pozlar, bilmediklerimi anlatan bloggerlar falan derken bu merakın basit birşey olmadığını ne yazık ki farkettim.
Arıcılığın derinine inmeliydim. Lakin indikçe kafam daha fazla karışmaya, resimler daha fazla çirkinleşmeye, arıcılık gerçek yüzünü göstermeye, ben daha fazla arı ve garip petek resimlerinden huylanıp daha fazla kaşınmaya başladım. Kaşındıkça midem bulanmaya, midem bulandıkça daha yoğun kaşınmaya başladım.
Artık öyle bir evreye geldim ki bu gidişe bir son vermek lazımdı. Artık o iğrendiğim resimlerin üstüne üstüne gitmeli, inatla izlemeli, okumalı ve hem merakımı hem de kaşıntımı teskin etmeliydim. Devamını oku